Raporda, devlet ve yönetim mekanizmalarında yolsuzluğun giderek yayıldığı vurgulandı.
Dünyada yolsuzluğu en düşük algılayan ülkeler arasında Danimarka, Finlandiya ve Singapur bulunurken, en yüksek riskli ülkeler ise çatışma ve devlet kurumlarının zayıf olduğu yerler oldu. Südsudan listenin en altında yer alırken, Somali, Venezuela, Yemen ve Libya gibi ülkeler de son sıralarda yer aldı. Küresel ortalama puan geçen on yılda düşerek 42’ye gerilerken, yalnızca beş ülke 80’in üzerinde puan alabildi.
Almanya bu yıl 182 ülke arasında 10. sırada yer aldı. İlk bakışta olumlu gibi görünse de, bu yükselişin esasen diğer ülkelerin gerilemesinden kaynaklandığı belirtildi. Transparency International Almanya Başkanı Alexandra Herzog, bürokrasi azaltma gerekçesiyle koruma mekanizmalarının zayıflatılmasının ciddi riskler taşıdığını vurguladı. Herzog, özellikle ihale süreçlerindeki kontrol mekanizmalarının zayıflamasına dikkat çekerek, şeffaflık ve hesap verebilirliğin güçlendirilmesi gerektiğini belirtti.
Korona salgını sırasında yaşanan yolsuzluk örneklerine de dikkat çekildi. Salgın döneminde alınan maskeler ve sağlık ekipmanları karşılığında bazı politikacıların yolsuz kazanç elde ettiği iddiaları gündeme geldi. Örneğin, bir sağlık bakanının 5,9 milyar Euro değerindeki maske alımları karşılığında elde ettiği menfaatlerin tam olarak bilinmediği belirtiliyor. Bu durum, kriz dönemlerinde kamu kaynaklarının kötüye kullanılabileceğine dair ciddi bir örnek teşkil ediyor.
Örgüt, demokratik mekanizmaların ve bağımsız medya ile sivil toplumun sınırlandırıldığı ülkelerde yolsuzluğun hızla yayıldığını açıkladı. Bu durum, politikaya girerek hızlı servet kazanmanın mümkün olduğu algısını pekiştiriyor. Bir sokak röportajında bir vatandaş, “Artık zenginler arasına girmek için uyuşturucu veya silah ticareti yapmaya gerek yok. Politikaya atılıp bir bakanlık kaptığın zaman, imzaladığın dosyalarla bir gecede milyoner veya milyarder olmak mümkün,” sözleriyle durumu özetledi.
Rapor, dünya genelinde yolsuzluğun artış trendini sürdürdüğünü ve ülkelerin şeffaflık önlemlerini güçlendirme gerekliliğini bir kez daha ortaya koyuyor.