Rüzgâr enerjisi santrallerindeki artışa rağmen 2016 ve 2017 yıllarındaki rekor seviyeye henüz ulaşılamadı. Uluslararası Enerji Ajansı'nın (IEA) raporunda kapasitelerin 2030 yılına kadar üç katına çıkarılması gerektiği vurgulanıyor, ancak IEA'ya göre bu rakam sadece 2,7 katına ulaşılabilecek. Küresel ısınmayı iki santigrat derecenin altında tutabilmek için sera gazı emisyonlarının yılda yüzde sekiz oranında azalması gerekirken, mevcut azalma sadece yüzde bir.
2030 yılına kadar üretilen elektriğin yarısının yenilenebilir kaynaklardan elde edileceği ve büyümenin büyük kısmının Çin'den geleceği tahmin ediliyor. Ember tarafından yapılan bir çalışma, özellikle ABD, Rusya, Japonya ve Hindistan gibi ülkelerde rüzgar enerjisinin önümüzdeki yedi yıl içinde sadece iki katına çıkabileceğini gösteriyor.
IEA, güneş enerjisindeki artışın politik önlemlerden çok düşen fiyatlara bağlı olduğunu vurguluyor. Almanya'da kömürlü termik santrallerden elde edilen elektrik üretimi önemli ölçüde düşerken, güneş ve rüzgar enerjisinden elde edilen elektrik üretimi arttı. Güneş enerjisi tesislerinin fiyatlarındaki düşüş, geçen yıl yeni güneş enerjisi kapasitesinde 15 gigawatt'lık rekor bir artışa yol açtı; bu rakam 2012'dekinin iki katı. Rüzgar enerjisinin yaygınlaşması da, özellikle açık deniz sektöründe, yıllarca süren durgunluğun ardından yeniden hız kazanıyor.
Özetlemek gerekirse, yenilenebilir enerjilerdeki ilerleme cesaret verici olmakla birlikte, iklim hedeflerine ulaşmak için henüz yeterli değildir.
