2019 yılında Wilke’nin ürettiği et ürünleriyle bağlantılı olarak Listeria bakterisi kaynaklı bir salgın yaşanmış, 11 kişi hayatını kaybetmiş, çok sayıda kişi de ağır şekilde hastalanmıştı.
Soruşturmalara göre şirketin üretim tesislerinde ciddi hijyen eksiklikleri bulunuyordu. Denetçiler, bozulmuş ürünlerin bulunduğu, küf ve çürüme belirtilerinin görüldüğü alanlar tespit etmişti. Yetkililerin şirketteki bazı sorunlardan daha önce haberdar olduğu, ancak gerekli önlemlerin zamanında alınmadığı eleştirileri yapılmıştı.
Wilke ürünleri, geri çağırma süreci başlamadan önce süpermarketlerde, yemekhanelerde ve restoranlarda tüketicilere ulaşmıştı. Hatta geri çağırma sırasında bile bazı sağlık kuruluşlarında ürünlerin dağıtıldığı ortaya çıkmıştı.
Skandalın ardından gıda denetimlerinin sıkılaştırılması ve benzer olayların önlenmesi için daha etkili önlemler alınacağı açıklanmıştı. Ancak tüketici kuruluşu Foodwatch’ın yaptığı araştırmaya göre, Almanya’daki denetim sistemi hâlâ önemli eksiklikler taşıyor.
Foodwatch, ülke genelindeki 400’den fazla denetim kurumundan aldığı bilgilere dayanarak, zorunlu kontrollerin yaklaşık yüzde 30’unun gerçekleştirilemediğini açıkladı. Kuruluşa göre, bazı alanlarda denetimler artırılmak yerine geçmişe kıyasla azaldı.
Dava süreci, yalnızca Wilke şirketindeki sorumlulukları değil, aynı zamanda Almanya’daki gıda güvenliği denetimlerinin ne kadar etkili olduğunu da yeniden gündeme getiriyor.