Planlanan adımların ortak noktası ise bütçe açığını kapatma yükünün büyük ölçüde vatandaşın omzuna bırakılması eleştirisi. Çünkü tartışılan önlemler, doğrudan günlük yaşamı pahalı hale getirecek başlıklardan oluşuyor.
Eleştirilerin odağında ise bütçe açığını kapatma yükünün büyük ölçüde vatandaşın omzuna yıkılması yer alıyor. Çünkü gündemdeki kesintiler ve yeni vergiler, günlük yaşamı doğrudan pahalı hale getirecek başlıklardan oluşuyor.
En dikkat çekici kalemlerden biri emeklilik sistemi. Hükûmet, emeklilik kasasına yapılan devlet desteğini azaltmak istiyor. Bu da ya çalışanların daha yüksek sigorta primi ödemesi ya da emekli maaşlarının daha sınırlı artması anlamına geliyor. Özellikle hayat pahalılığının arttığı bir dönemde bu ihtimal, sosyal devlet tartışmalarını yeniden gündeme taşıyor.
Benzer bir tablo sağlık alanında da görülüyor. Devletin sağlık sigortasına verdiği desteğin azaltılması planlanırken, ilaç katkı paylarının yükselmesi ve bakım hizmetlerinde kişisel ödemelerin artması konuşuluyor. Hükûmet bunu prim artışlarını frenleme gerekçesiyle savunsa da, eleştirmenler harcamaların yine sigortalılara yüklendiğini söylüyor.
Konut yardımlarında planlanan kesintiler de dikkat çekiyor. Son yıllarda yükselen kiralar nedeniyle artırılan desteklerin yeniden düşürülmesi planı, özellikle büyük kentlerde yaşayan dar gelirli kesimler açısından kaygı yaratıyor.
Hükûmet tüm bu adımları bütçe disiplini ve mali denge gerekçesiyle savunurken, eleştiriler farklı bir noktaya işaret ediyor: Ekonomik yük paylaşımında sosyal adaletin yeterince gözetilmediği düşünülüyor. Örneğin hükümet milyarderlerden yüzde bir civarında ek vergi alınması talebine bile şiddetle karşı çıkıyor.