Tartışma

|   Kültür

İsrail'in kuruluş döneminde kim bir gün faşistlerin iktidara geleceğini hayal edebilirdi?

Okullarda 80 yıl boyunca bize “Bir daha asla Auschwitz!” öğretildi. Ancak Holokost’un tekilliği üzerinde ısrar edilmesi, yani tarihte benzersiz, eşi olmayan, başka hiçbir olayla kıyaslanamayacak bir suç olarak görülmesi gerektiğini savunmak faşistlerin işini bir bakıma kolaylaştırdı.

Yazar, buradan çıkarılması gereken dersler olduğunu, Holokost’u sadece eşsiz bir tarihsel felaket olarak değil, insanlığın tekrar tekrar üretebildiği şiddet ve fanatizm biçimlerinin en uç örneği olarak da okunması gerektiğini söylüyor.

Freitag’ın haberine göre, “İnsan, onlarca yıl boyunca, başarısız olduğu şeyi tekrar tekrar yapıyorsa, ne kadar deli olmalıdır?”

Bunu okuldan biliriz: Bir şey öğrendiğimizde, belli bir süre sonra o dersi tekrar etmemiz gerekir. Ama bu, öğrendiğimizi gerçekten daha iyi anladığımız anlamına gelmez. Çoğu zaman sadece isteneni tekrar edebilmeyi öğrenmiş oluruz. Bu anlamda tarih bir öğretmendir. Dersler verir, biz öğreniriz; fakat öğrendiklerimizi uslu uslu tekrar ettiğimizde, aslında pek çok şeyi, hatta çoğu zaman en temel olanları bile anlamadığımızı gösteririz.

“Biz” dedim, kendimi de kastediyorum. Tarihten öğrendiğimi sandığım pek çok şeyi aslında anlayamadığımı fark ediyorum. En çok da, çok eski geçmişle, daha yakın geçmişle ve bugünün ne kadar birbirine benzeyebildiğini anlayamıyorum.

Örneğin, devlet yöneticilerinin neden başka halklara saldırdığını, topraklar fethedip bir dünya imparatorluğu kurmak istediğini anlayamıyorum. Bu cümleyi okurken Büyük İskender’i mi düşünüyorsunuz, başka fatihleri mi, Hitler’i mi, yoksa Putin’i mi? Elbette hiçbir şeyi bire bir eşitlemek doğru değildir; ama her şeyi karşılaştırabiliriz. Benim asıl anlamadığım, bir dünya imparatorluğu kurma iddiasının kendisi.

Aynı şekilde, devasa bir bürokratik, mali ve lojistik çabayla, tek görevi insanları gözetlemek, hapsetmek, kamplara göndermek, işkence etmek ve öldürmek olan kurumların kurulmasını da anlayamıyorum.

Bu noktada aklınıza Engizisyon mu geliyor, Üçüncü Reich mı, yoksa Doğu Almanya’daki Stasi mi? Bunlar karşılaştırılabilir mi? Benim sorum bu değil. Benim sorum şu: Bunları gerçekten anlayabilir miyiz?

Bu tekrar tekrar patlak veren saldırganlığı, bu insanlık dışı fanatizmi – özellikle de “tekrar tekrar” ortaya çıkmasını – anlayabilir miyiz?

Geri

 

Card image cap
înfo Magazin
Daha fazlasi için

YouTube
Card image cap
Türk Sanat Müziği
Daha fazlasi için
Card image cap
Mesleğe Adım Adım
Daha fazlasi için
Card image cap
İstekler Programı
Daha fazlasi için
Card image cap
SALI SALI Hakan
Daha fazlasi için