Riexinger'e göre hükümetin sağlık hizmetlerinde kısıtlamalar, ilaç katkı paylarının artırılması, emekli maaşlarının düşürülmesi ve belediye hizmetlerinin azaltılması gibi adımları toplumdaki memnuniyetsizliği büyütecek. Bu durum da aşırı sağın, "Almanya giderek kötüye gidiyor" söylemini güçlendirecek.
2003 yılında Schröder hükümetinin "Agenda 2010" reformlarına karşı düzenlenen kitlesel protestoların örgütleyicilerinden biri olan Riexinger, bugün de benzer bir toplumsal mücadelenin mümkün olduğunu ancak bunun kendiliğinden ortaya çıkmayacağını vurguladı. Yerel ittifakların kurulması, ülke çapında ortak eylemler düzenlenmesi ve kamuoyunun sosyal kesintilerin sonuçları konusunda bilgilendirilmesi gerektiğini söyledi.
nd-aktuell’de yer alan söyleşide, son kamuoyu araştırmalarında halkın yüzde 81'inin reformların yükünün adil paylaşılmadığını düşündüğünü hatırlatan Riexinger, bunun protestolar için önemli bir toplumsal zemin oluşturduğunu ifade etti.
Alman Sendikalar Birliği'nin eylül ayında ülke genelinde protesto çağrısı yapmasını olumlu karşıladığını belirten Riexinger, sendikaların işyerlerinde bilgilendirme kampanyaları düzenlemesi ve sosyal hakların savunulmasında daha aktif rol üstlenmesi gerektiğini söyledi.
Riexinger, artan savunma harcamaları ile sosyal kesintiler arasında doğrudan bir ilişki bulunduğunu savundu. Hükümetin 500 milyar avroluk silahlanma programını eleştiren Riexinger, sosyal güvenliğin milliyetçilik ve militarizme karşı en güçlü koruma olduğunu, bunun için sosyal haklar mücadelesi ile barış hareketinin birlikte yürütülmesi gerektiğini ifade etti.