29 Eylül’de savaş hazırlıklarından sorumlu Savunma Bakanı Boris Pistorius (SPD) ile Bremen Belediye Başkanı Andreas Bovenschulte (SPD) bir niyet anlaşması imzaladı. Buna göre Bremen eyaletine 2031 yılına kadar 1,35 milyar euro kaynak aktarılacak ve bölge, NATO ile Almanya’nın “Operasyon Planı” doğrultusunda askeri bir “lojistik ve operasyon merkezi” haline getirilecek.
Bovenschulte, bu miktarın federal hükümet tarafından Bremen’e sağlanan “açık ara en yüksek destek” olduğunu söyledi. Oysa Bremen uzun süredir Almanya’nın önemli sanayi ve savunma merkezlerinden biri. Buna rağmen özellikle Bremerhaven yıllarca Almanya’nın en yoksul kentlerinden biri olarak kaldı ve Bremen’de yoksulluk oranı hâlâ yüksek.
Ekonomik yakınlaşma gerçekleşmedi
Bundan dört gün sonra Bovenschulte, Eyaletler Meclisi Başkanı sıfatıyla Alman Birliği Günü dolayısıyla bir konuşma yaptı. Önce Almanya’nın birleşmesini “müzakere edilmiş bir birlik” olarak tanımladı. Ardından Batı Almanya’nın önemli bir yanılgıya düştüğünü söyledi:
“Batı’da ekonomik yakınlaşmayı, çok uzun süre başarılı bir birleşmeyle karıştırdık.”
Cumhurbaşkanı Frank-Walter Steinmeier’in konuşması ise daha çok kendi siyasi kariyerine ve bugün karşı karşıya kaldığı toplumsal hoşnutsuzluğa odaklandı.
Ancak Junge Eelt’te yer alan yorumda dikkat çekilen nokta şu: Her iki konuşmada da hükümetin “silahlanma yoluyla büyüme” politikası gündeme gelmedi. Almanya’nın 1990’dan bu yana dahil olduğu ve uluslararası hukuk açısından tartışmalı savaşlardan da söz edilmedi. Doğu Almanya’da seçimler de dahil olmak üzere defalarca ortaya konan, saldırganlık politikalarına ve özellikle Rusya’ya karşı izlenen politikaya yönelik toplumsal mesafeye de değinilmedi.
Doğu Almanya hâlâ geride
Yazara göre bu konular konuşulmayınca, Almanya’daki kapitalist ekonomik düzenin sonuçları da tartışma dışında kalıyor.
Bu tabloya 3 Ekim’de kapitalizme yakınlığıyla bilinen Alman Ekonomisi Enstitüsü (IW) tarafından açıklanan veriler de ışık tutuyor.
Doğu Almanya’nın ekonomik üretimi yaklaşık beş yıldır Batı Almanya’nın yüzde 80’i civarında seyrediyor. Ayrıca bölgenin nüfusunun 2045 yılına kadar yaklaşık yüzde 20 azalması bekleniyor.
IW bu nedenle 63 yaşında emekliliğin Doğu Almanya açısından “ters etki yarattığını” savunuyor.
Ancak yazar, çok daha büyük bir demografik tabloya dikkat çekiyor: Otuz Yıl Savaşı’ndan bu yana görülmemiş ölçekte bir nüfus kaybı yaşanan Doğu Almanya’da nüfus 16 milyonun üzerindeyken 12,4 milyona kadar geriledi. Bu durum ne IW’nin açıklamalarında ne de Bremen’deki resmi konuşmalarda önemli bir başlık olarak yer aldı.
Buna karşılık Batı Almanya’nın nüfusu 1990’dan bu yana yaklaşık yüzde 10 arttı.
“Silahlanma büyüme getirmiyor”
Yorumun temel tezi ise Almanya’nın birleşmesinin ardından uygulanan ekonomik modelin başarısız olduğu yönünde.
1990’da hedeflenenin, eski Federal Almanya Cumhuriyeti modelinin daha geniş bir coğrafyada sürdürülmesi olduğunu belirten yazar, bu projenin başarısız olduğunu savunuyor.
Sonuç cümlesi ise oldukça net:
Silahlanma ekonomik büyüme getirmiyor; aksine daha fazla yoksulluk yaratıyor. Bremen bunun somut örneklerinden biri.