Şekerleme yaptılar

|   Almanya

Saksonya-Anhalt seçimleri ve Sol Parti

Bu tokat etkili oldu. Cumhuriyetin yoksullarının ve yaşlılarının yaşadığı doğu eyaletinin sakinleri harekete geçti ve kriz içindeki yerleşik partilere ağır bir darbe indirdi. Buna “çarpık isyan” demek yerinde olabilir.

Ancak bu sonuç ne sistemi ne de yalnızca CDU’yu “temellerinden sarsmış” durumda – Friedrich Merz’in ifadesiyle – ne de AfD’li Ulrich Siegmund’un söylediği gibi “tarihî” bir nitelik taşıyor.

Benzer değerlendirmeler Nisan 1998’de de yapılmıştı. O dönemde aşırı sağcı DVU, yaklaşık yüzde 13 oy alarak Doğu Almanya’daki bir eyalet parlamentosuna girmişti. Bazı hükümet yanlısı antifaşist çevreler bu sonucu da büyük bir siyasi kırılma olarak yorumlamıştı. Ancak o zaman da sistem yıkılmadı. Magdeburg’da SPD ile PDS’nin oluşturduğu bir hükümet kuruldu.

Ancak bundan yalnızca bir yıl sonra SPD ve Birlik 90/Yeşiller’den oluşan federal hükümet, Alman savaş uçaklarının Yugoslavya’ya yönelik saldırı savaşına katılmasına onay verdi. O zaman bu “antifaşistler” sessiz kaldı. Çünkü bugünküler için de savaş, sağcılığın bir göstergesi sayılmıyor.

Piyasa radikalizmini ve sosyal politikalar karşıtlığını temsil eden AfD, savaş karşıtı ruh haline oynayarak seçimden kazançlı çıktı. Partinin eş genel başkanlarından biri, Friedrich Merz ve Lars Klingbeil’den bile önce, askeri harcamaların gayrisafi yurtiçi hasılanın yüzde 5’ine çıkarılması talebine destek vermişti. Demagoji AfD’nin siyaset yapma biçimi. Elon Musk‘ın da seçim zaferini “Aferin!” diyerek kutlası da bu açıdan şaşırtıcı değil. Donald Trump’ın seçim kampanyasında da yalanların nasıl işe yaradığı görülmüştü.

Junge Welt gazetesinde yer alan yoruma göre, AfD’nin eyalet başbakanlığını üstlenmesi halinde, geriye yalnızca ABD’deki ICE benzeri örgütlü bir cinayet ve sınır dışı etme aygıtının kurulması kalıyor. Bugün birçok seçmeni tarafından bir kurtarıcı olarak görülen Siegmund, beklemede tutulan aşırı sağcı kadrolarıyla birlikte büyük işler yapmayı hedefleyebilir. Bu gruplar yıllardır toplum üzerinde sosyal baskı oluşturuyor. Saksonya-Anhalt’ta ilk gönüllü belediye başkanının bu çevreler tarafından ne zaman görevinden uzaklaştırıldığını hatırlamak yeterli.

Yeni değil
Aslında bunların hiçbiri yeni değil. Bu gelişmeler eski Batı Almanya’nın siyasi sahnesinin de bir parçasıydı.

AfD, kabaca 1970’lerin ve 1980’lerin CDU/CSU’suna benziyor; yani her şeyden önce antikomünist bir çizgi taşıyor. Seçim kampanyasındaki sloganlardan biri şöyleydi:
“CDU’ya oy veren, komünistleri seçmiş olur.”

Burada kastedilen parti Die Linke’ydi. Bu slogan, özellikle Saksonya-Anhalt açısından oldukça ironik.

Çünkü 1990’lı yıllarda PDS adını taşıyan Die Linke’nin bu eyalet örgütünden daha devlet yanlısı davranan pek az yapı vardı. Daha doğrusu, bakanlık koltukları ve milletvekili maaşları uğruna Batı Alman “sömürgecilerinin” yaptıklarının neredeyse tamamını onaylamaya hazırdılar.

Eyalet parlamentosundaki PDS Meclis Grup Başkanı Petra Sitte, 1997 yılında bu gazetede şu sözleriyle yer almıştı:
“Boktan şekerleme yapıyoruz.”

Sitte bu ifadeyle, 1994’ten itibaren Magdeburg’da SPD azınlık hükümetine verilen desteği kastediyordu.

1998 yılında PDS adayı Friedrich Rabe ise bunu jW gazetesinde şöyle ifade etti:
“Seçmenler PDS’de, burjuva partilerden farklı bir parti görmedi.”
Ardından PDS, kısa süre sonra savaşa katılacak olan SPD ile birlikte eyalet hükümetinde yer aldı. 2002 yılında ise CDU hükümeti devraldı ve 24 yıl boyunca iktidarda kaldı.

Sonuçtan Sol Parti de sorumlu
Bu pazar günkü seçim sonucu, PDS/Die Linke’nin de hanesine yazılmalı.

Sosyal politikadan yana olduğunu söyleyip sürekli olarak sosyal haklara yönelik saldırıların önünü açanlar, sonunda evlerinde bunun gerçek ve daha sert bir versiyonuyla karşılaşırlar.

Hem de beraberinde Nazilerle.

 

Geri

 

Card image cap
înfo Magazin
Daha fazlasi için

YouTube
Card image cap
Türk Sanat Müziği
Daha fazlasi için
Card image cap
Mesleğe Adım Adım
Daha fazlasi için
Card image cap
İstekler Programı
Daha fazlasi için
Card image cap
SALI SALI Hakan
Daha fazlasi için