Doktorlar ve tüketici hakları savunucuları, bu içeceklerin sağlık risklerine dikkat çekerken, gıda sektörü şimdiye kadar içeceklerdeki şeker oranını sınırlandırabilecek yasal düzenlemelere karşı çıktı.
Bu kapsamda Schleswig-Holstein eyaleti, durumu değiştirmek amacıyla Eyaletler Meclisi’nde bir girişim başlatma kararı aldı. Tartışmanın odağında ise şu soru var: Almanya, diğer Avrupa ülkelerini örnek alarak şekerli içeceklerin üretimini düzenlemeli mi? Bu konu, “Mitreden! Deutschland diskutiert” programında uzmanlar ve dinleyiciler arasında ele alındı.
Almanya’da obezite yaygınlaşıyor. Nationale Akademie der Wissenschaften Leopoldina bu durumu “obezite salgını” olarak nitelendiriyor. Verilere göre her altı çocuktan biri, erkeklerin üçte ikisi ve kadınların yarısı fazla kilolu; bu oran giderek artıyor. Bu durum diyabet, yüksek tansiyon, kalp krizi ve felç riskini artırıyor. Obezite, erken ve önlenebilir ölümlerin başlıca nedenlerinden biri olarak görülüyor.
Uzmanlara göre şeker bağımlılık yapabiliyor ve diyabet gibi hastalıkların yanı sıra muhtemelen kanserin oluşumunda da rol oynuyor.
Schleswig-Holstein’dan Şeker Vergisi girişimi
Leopoldina, yüksek oranda şeker içeren gıda ve içeceklere vergi getirilmesini talep ediyor. Bu çağrı, Marburger Bund ve 44 farklı sağlık ve tüketici örgütü tarafından da destekleniyor. Schleswig-Holstein Eyalet Başbakanı Daniel Günther (CDU) da bu öneriyi savunan isimler arasında yer alıyor.
Günther’in Şubat ayında CDU parti kongresinde sunduğu öneri, yüksek şeker oranına sahip içecekler için kademeli vergi getirilmesini içeriyordu. Ayrıca enerji içecekleri için 16 yaş sınırı getirilmesi de talep edildi. Ancak delegeler bu önerileri reddetti. Beslenme Bakanı Alois Rainer (CSU) da daha önce şeker vergisine karşı çıkmıştı. Buna rağmen Schleswig-Holstein şimdi yeni bir girişimle konuyu tekrar gündeme taşıyor.
Şeker Vergisi ne sağlayabilir?
Önerinin odak noktası özellikle gazlı ve şekerli içecekler. Daha yüksek vergilerin üreticileri şeker oranını düşürmeye teşvik edebileceği düşünülüyor. Bu konuda sıkça örnek gösterilen ülke ise United Kingdom. Burada uygulanan vergi sayesinde, Foodwatch verilerine göre Fanta gibi içeceklerdeki şeker oranı Almanya’dakinin yaklaşık yarısı seviyesine düşürülmüş durumda.
World Health Organization (WHO) ise sadece gazlı içeceklerin değil, yüksek şeker içeren meyve suyu, süt ve çay bazlı içeceklerin de vergilendirilmesini öneriyor.
Özellikle düşük gelirli kesimlerde fazla kilo oranı daha yüksek. Bu nedenle bu ürünlerin pahalanmasının tüketimi azaltabileceği, aynı zamanda taze meyve ve sebzelerde KDV’nin kaldırılmasıyla sağlıklı beslenmenin teşvik edilebileceği ifade ediliyor.
Gıda sektörü karşı çıkıyor
Öneriye karşı çıkanlar da var. Bazı kesimler, beslenmenin bireysel bir tercih olduğunu ve devletin bu alana müdahale etmemesi gerektiğini savunuyor. Almanya’daki gıda üreticileri lobisi ise düzenlemeleri “gereksiz müdahale ve bürokrasi” olarak değerlendiriyor.Sektör temsilcileri, ekonomik çıkarların zarar görebileceği ve devletin bu adımın ardından hazır yemekler, kahvaltılık gevrekler, pizzalar ve aromalı yoğurtlar gibi yüksek oranda “gizli şeker” içeren ürünlere de müdahale edebileceği endişesini dile getiriyor.
Tartışma Devam Ediyor
Program kapsamında dinleyicilere şu sorular yöneltildi: Beslenme bireysel bir mesele mi? Yoksa devlet, vatandaşlarını sanayinin çıkarlarına karşı korumakla yükümlü mü? Sadece bilgilendirme yeterli mi, yoksa devlet müdahalesi gerekli mi?