Geçtiğimiz ay kitapçılara gönderilen e-postada “Bağımsız jüri sizi ödüle seçmedi” denmişti. Oysa jüri aslında üç kitapçıyı seçmişti; Weimer, Anayasayı Koruma Kurumu’na yaptırdığı sorgulamanın ardından isimleri listeden çıkarmıştı. Kitapçılar ve avukatları, Bakan’a karşı gözetim şikâyeti hazırlamayı değerlendiriyor. Avukat Sven Adam, “Bu tür bir yalan, bir Kültür ve Medya Devlet Yetkilisine yakışmaz” dedi.
Weimer ise e-postanın yalnızca “standart bir red mesajı” olduğunu belirterek kendini savundu. Ancak hangi kriterlerin ödül sürecinde belirleyici olduğu ve şeffaflık hâlâ tartışmalı. Bakanlık ve ilgili kurumlar sorulara yanıt vermekte isteksiz davranıyor; bilgi akışı eksik ve çelişkili.
Geçmişte Weimer, Berlin’deki kültürel programlara müdahale ederek ve Berlinale yönetimiyle ilgili söylentilerle tartışma yaratmıştı. Politikacılar ve kültür çevreleri, artık sanat ve kültür ödüllerinin siyasi ve güvenlik kriterlerine tabi hale geldiğini vurguluyor. Bundestag Kültür Komitesi Başkanı Sven Lehmann, “Weimer bu görev için uygun değil” derken, Sol Parti’den David Schliesing, “Hemen istifa etmesi gerekiyor” dedi. Hükümet ise, Weimer’in görevine tam destekle devam ettiğini açıkladı.
Almanya kültür dünyası, artık sanatta özgürlüğün değil, uyumun ödüllendirildiği bir döneme girmiş durumda. Ödül süreçlerindeki şeffaflık eksikliği ve güvenlik kriterlerinin öncelik kazanması, kültür politikalarında yeni bir tartışma alanı yaratıyor.