Ancak skandalın asıl tartışma konusu, hem Nestlé’nin hem de yetkililerin tehlikeyi haftalar önceden bilmesine rağmen ebeveynleri geç bilgilendirmesi. Hollanda, İtalya ve Avusturya yetkilileri, Aralık ortasında kirlenmeyi tespit etti ama kamuoyu Ocak başına kadar bilgilendirilmedi.
Foodwatch’ın haberine göre, kirlenmenin kaynağı olarak sorunlu bir ham madde öne sürülüyor, fakat nereden geldiği hâlâ net değil. Avrupa mevzuatı ürünlerin tam izlenebilirliğini zorunlu kılıyor; ancak olay, sistemin pratikte işlemediğini gösteriyor.
Bu, Nestlé’nin yaşadığı ilk gıda güvenliği skandalı değil. Geçmişte Cronobacter ve Ochratoxin A riskleri, mineral yağ kalıntıları ve E. coli vakaları nedeniyle ürünler geri çağrılmış ve çocuklar zarar görmüştü.
Skandallar zinciri sürüyor
Bu olay Nestlé için bir ilk değil. Şirket, son yıllarda ürün güvenliği konusunda sık sık eleştirilerin hedefinde:
• Kasım 2025’te Belçika ve Lüksemburg’da satılan bebek mamaları, Cronobacter bakterisi şüphesiyle geri çağrıldı.
• Nisan 2025’te Fransa’da sekiz ürün, yüksek miktarda Ochratoxin A içermesi nedeniyle piyasadan toplatıldı. Ürünlerin aylarca satıldığı ortaya çıktı.
• foodwatch, kendi testlerinde Nestlé bebek mamalarında kanser şüphesi taşıyan mineral yağ kalıntıları buldu.
• ABD’de Nestlé hakkında, bebek mamalarında ağır metaller bulunduğu iddiasıyla açılmış bir dava sürüyor.
• Fransa’da ise E. coli ile kirlenmiş Buitoni dondurulmuş pizzaları nedeniyle çocuklar hayatını kaybetmişti. Bu markanın da Nestlé’ye ait olduğu biliniyor.
Uzmanlar ve tüketici örgütleri, bu son olayın yalnızca bir geri çağırma değil, aynı zamanda gıda güvenliği denetim sisteminin ve şirket sorumluluğunun ciddi biçimde sorgulanması gereken bir skandal olduğunu vurguluyor.