Rapor, Almanya genelindeki 38 danışma ve ihbar merkezi, 15 eyalette faaliyet gösteren sivil toplum girişimleri, polis kayıtları, medya haberleri ve çevrimiçi bildirimlerden elde edilen veriler temel alınarak hazırlandı.
Kaydedilen vakaların yüzde 61'ini sözlü saldırılar oluştururken, yüzde 20'si ayrımcılık vakaları olarak kayıtlara geçti. Fiziksel saldırı, kundaklama ve öldürme gibi şiddet içeren eylemlerin oranı ise yüzde 17,4 olarak belirlendi.
En sık görülen suçlar arasında 320 vakayla mala zarar verme ilk sırada yer aldı. Bunu 167 basit yaralama ve 139 kez konut dokunulmazlığının ihlali izledi. Raporda ayrıca iki kişinin Müslüman karşıtı saiklerle öldürüldüğü, dört kişinin ise ağır yaralandığı belirtildi.
Raporda yer verilen dikkat çekici olaylardan biri Niedersachsen eyaletinde yaşandı. Temmuz ayında 26 yaşındaki bir kadın, yaşadığı apartmanda komşusu tarafından bıçak darbeleriyle öldürüldü. Ailesi, saldırganın uzun süredir kadına başörtüsü nedeniyle düşmanca davrandığını ifade etti.
Araştırma, Müslüman karşıtı ırkçılığın özellikle kadınları ve başörtülü kadınları hedef aldığını ortaya koyuyor. Vakaların büyük bölümü kamusal alanlarda meydana gelirken, sağlık hizmetleri, toplu taşıma, iş merkezleri ve yabancılar dairelerinde de yoğun ayrımcılık şikâyetleri kaydedildi. Konut piyasasında da Müslümanların sıkça ayrımcılığa maruz kaldığı vurgulandı.
Claim eş direktörü Rima Hanano, Müslümanların medyada çoğu zaman potansiyel suçlu olarak gösterildiğini, ancak ırkçı şiddetin mağduru olduklarının yeterince görünür olmadığını söyledi. Hanano'ya göre Müslüman karşıtı ırkçılık, Almanya'daki sağ popülist yükselişin temel itici güçlerinden biri haline gelmiş durumda.
Hanano, hükümetin sorunun boyutlarını yeterince ciddiye almadığını belirterek danışma ve ihbar merkezlerine kalıcı finansman sağlanmasını, polis tarafından daha kapsamlı veri toplanmasını ve mevcut eylem planlarının eksiksiz uygulanmasını talep etti.