Başbakan Friedrich Merz’in “yüksek hastalık oranları” çıkışı, yalnızca sağlık sistemini değil, çalışma koşullarını ve hükümetin ekonomi anlayışını da tartışmaya açtı.
Almanya’daki hastalık izni günlerinin “fazla yüksek” olduğunu savunan Başbakan Friedrich Merz, telefonla hastalık raporu uygulamasını hedef aldı. Muhalefet ise sorunun çalışanlar değil, ağır çalışma koşulları ve kötü ekonomi politikaları olduğunu vurguladı.
Şansölye Friedrich Merz (CDU), ülkedeki hastalık izni oranlarını eleştirerek çalışanların yılda ortalama 14,5 gün hastalık raporu almasını “sorgulanması gereken” bir durum olarak nitelendirdi.
Merz’e göre Almanya’da hastalık nedeniyle işe gelinmeyen günlerin sayısı “fazla yüksek” ve bu durum ülkenin ekonomik verimliliğini olumsuz etkiliyor. Tartışmayı doğrudan üretkenlik meselesine bağlayan Başbakan, “Günün sonunda Almanya’da hep birlikte bugün ulaştığımızdan daha yüksek bir ekonomik performansa ulaşmamız gerekiyor” dedi.
Bu açıklamalar, sorunun kaynağını bireysel sorumlulukta gören bir yaklaşım olarak yorumlanırken, sağlık sigortaları ve muhalefetten itirazlar geldi. Eleştirmenlere göre Merz, hastalık izinlerini bir “tembellik” veya “isteksizlik” göstergesi gibi sunarak, çalışanların gerçek sorunlarını göz ardı ediyor.
Sol Parti Genel Sekreteri Janis Ehling, “Yüksek hastalık oranlarından şikâyet edenler, çalışanların sözde düşük iş ahlakını değil, aşırı iş yükünü, personel eksikliğini ve insanları hasta eden çalışma koşullarını konuşmalı” dedi. Ehling’e göre iyi ücretler, yeterli personel ve güçlü önleyici sağlık politikaları, çalışanların sağlığını gerçekten koruyan temel unsurlar.
Merz’in “milyonlarca çalışanı zan altında bıraktığını” söyleyen BSW Başkanı Fabio De Masi, “Alman ekonomisinin sorunu, ülkeyi ayakta tutan insanların hastalık izinleri değil; yüksek enerji fiyatları, çökmüş altyapı ve başarısız ekonomi politikalarıdır” ifadelerini kullandı.
Merz’in çıkışı, Almanya’da uzun süredir süren “çalışanlar mı sorumlu, yoksa koşullar mı?” tartışmasını yeniden alevlendirmiş durumda. Bir yanda ekonomik verimlilik adına bireysel sorumluluğu öne çıkaran bir hükümet yaklaşımı, diğer yanda ise yapısal sorunlara işaret eden sendikalar ve muhalefet partileri bulunuyor.
Tartışma, yalnızca hastalık izinlerinin sayısıyla sınırlı değil; Almanya’da çalışma hayatının ne kadar sağlıklı, adil ve sürdürülebilir olduğu sorusunu da gündeme taşıyor. Eleştirmenlere göre hükümet, sorunu çalışanların davranışlarında aramak yerine, onları hasta eden koşulları ve ekonomiyi zora sokan yapısal politikaları sorgulamak zorunda. Aksi halde bu tartışma, çözüm üretmekten çok toplumsal kutuplaşmayı derinleştirmeye devam edecek.