Korkmuyorlar

|   Avrupa

Fransa ve İtalya’da kitlesel gösteriler

Fransa ve İtalya’da yüz binlerce insan hayat pahalılığına, yoksullaşmaya ve kamu hizmetlerinin çökmesine karşı sokaklara çıktı. Macron ve Meloni hükümetleri ise protestoları bastırmak için güvenlik güçlerini ve baskı mekanizmalarını devreye sokuyor.

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, protestoların zamanla sönümleneceğini umuyordu. Ancak olaylar giderek büyüyor ve Macron’un cumhurbaşkanlığına damgasını vuruyor. Öğrenci protestolarının başlamasından beş hafta sonra, okul tatiline ve sert polis müdahalelerine rağmen, Cumartesi günü yüz binlerce insan yeniden sokağa çıktı.

Üstelik protestolar artık yalnızca eğitim sorunlarıyla sınırlı değil. Öğrenciler, üniversiteliler, sendikacılar, işçiler, çiftçiler ve Sarı Yelekliler; yüksek fiyatlara, kamu hizmetlerindeki bozulmaya ve yoksullaşmaya karşı birlikte mücadele ediyor. Farklı toplumsal kesimlerin mücadeleleri giderek birleşiyor.

17 Ekim’de yaşanan şiddet olaylarının ardından hükümet, toplumsal bir sorunu giderek güvenlik meselesi olarak göstermeye başladı. Yağma olayları ve şiddet görüntüleri, protestoları itibarsızlaştırmak ve insanların taleplerini geri plana itmek için kullanıldı.

Fransız yönetimi baskıyı daha da artırdı. Geçen hafta sonu yüzü aşkın yerleşim yerinde gösteri yasakları, toplanma kısıtlamaları veya sokağa çıkma yasakları uygulandı. Cumartesi günü de 70.000 polis ve jandarma görevlendirildi. Blast haber sitesinin ortaya çıkardığı bilgilere göre Başbakan Sébastien Lecornu, TikTok, Instagram, Snapchat ve X gibi platformların geçici olarak kapatılması seçeneğini bile hazırlattı.

Ancak bütün bu önlemler protestoları durduramadı. Genel İş Konfederasyonu’nun (CGT) açıklamasına göre cumartesi günü 800 bin kişi sokaklardaydı. Göstericiler, yoğun polis varlığına rağmen provokasyonlara kapılmadı ve hükümetin protestoları itibarsızlaştırmak için kullanabileceği şiddet görüntülerinin oluşmasına fırsat vermemeye çalıştı.

Macron’un cumhurbaşkanlığı dönemi, yoksullaşmaya yol açan politikalar nedeniyle toplumsal protestolarla geçti. Şimdi ise döneminin sonuna doğru toplumsal patlama ve daha otoriter bir yönetim anlayışıyla karşı karşıya. Mayıs 2027’de yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimleri için siyasi saflaşma da şimdiden başladı. Jean-Luc Mélenchon’un Boyun Eğmeyen Fransa hareketi protestocuların yanında yer alırken, Marine Le Pen’in Ulusal Birlik partisi kendisini düzenin savunucusu olarak sunuyor. Macron’un siyasi çizgisi ise tükenmiş ve krize polis copları dışında bir yanıt üretemez durumda.

İtalya’da da aşırı sağcı Başbakan Giorgia Meloni benzer bir tabloyla karşı karşıya. Milano, Bologna, Torino, Napoli, Floransa ve Roma’da on binlerce kişi yüksek yaşam maliyetlerini ve aşırı akaryakıt fiyatlarını protesto etti.

Meloni, 18 Ekim’de Milano’da yaşanan olayların yeniden tekrarlanmasını önlemek amacıyla baskıcı önlemleri artıracak yeni bir yasal düzenlemeyi hızla yürürlüğe soktu. Kendi partisi İtalya’nın Kardeşleri ve aşırı sağcı koalisyon ortağı Matteo Salvini’nin Lig partisiyle birlikte hazırlanan sözde güvenlik kararnamesi, reşit olmayan göstericilerin önleyici biçimde gözaltına alınmasına da olanak tanıyor. Düzenleme daha ilk aşamada uygulamaya konuldu.

Cumartesi günkü gösterilerde 371 kişinin gözaltına alındığı, bunların 110’unun 18 yaşından küçük çocuk ve gençler olduğu bildirildi.

Geçen hafta sonundaki ayaklanmaları anmak amacıyla düzenlenen ve “17 Ekim Hareketi” adı verilen gösteriler, bu önlemlere rağmen devam etti. Pazartesi günü Milano’ya gönderilen 500 seçkin asker de protestoları durduramadı. Kentlerin üzerinde uçurulan insansız hava araçları, coplar, göz yaşartıcı gaz, tazyikli su ve internet üzerindeki gözetimin artırılması da insanları evlerinde tutmaya yetmedi.

Fransa ve İtalya’da lüks mağazaların sahipleri dükkânlarını barikatlarla korumaya çalışırken, Macron ve Meloni yönetimleri sermayeden yana politikalarında ısrarla direniyor.

Junge Welt'in haberine göre, Meloni Cuma günü yaptığı açıklamada, “Hiçbir siyasi düşünce, hiçbir toplumsal sıkıntı ve hükümete yönelik hiçbir muhalefet, mal çalmak amacıyla bir mağazanın yağmalanmasını haklı gösteremez” dedi.

Ancak görmezden geldiği bir gerçek var: Kaybedecek hiçbir şeyi kalmayan insanlar, devletin baskı aygıtından da korkmaz.

Geri

 

Card image cap
înfo Magazin
Daha fazlasi için

YouTube
Card image cap
Türk Sanat Müziği
Daha fazlasi için
Card image cap
Mesleğe Adım Adım
Daha fazlasi için
Card image cap
İstekler Programı
Daha fazlasi için
Card image cap
SALI SALI Hakan
Daha fazlasi için