İki yıl önce Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Türkiye'yi mahkum etmiş ve gerekçesiz biçimde hapiste tutulan Osman Kavala'nın hemen serbest bırakılmasını talep etmişti. Türkiye'nin bugüne kadar bu talebi yerine getirmemesi nedeniyle Aralık ayı başında Avrupa Birliği Konseyi "Sözleşme İhlali Davası" açmıştı.
Buna rağmen Türkiye'deki mahkeme, Pazartesi günü özellikle Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın isteği üzerine Kavala'nın hapiste tutulmasına karar verdi. Bazı gözlemciler mahkemenin hapis cezasını ev hapsine çevirmesini umuyordu, ancak karar hapiste tutulmanın devamı yönünde oldu.
Türkiye'deki hükümet çevreleri Kavala'nın serbest bırakılmasını engelleyen yeni davaların olduğunu iddia etmelerine karşın, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi bu iddianın göstermelik olduğuna ve Türk hükümetinin kendi hukukuna uymayarak, suç işlediğine inanıyor. Bu nedenle bazı gözlemciler Avrupa Birliği Konseyi'nin Türkiye'nin sözleşmeden çıkartılması için girişim başlatılacağını düşünüyor.
Geçen Pazartesi yapılan duruşmaya çok sayıda uluslararası gözlemci de katılmıştı. Gözlemciler Türkiye'nin önemli bir fırsatı kaçırdığını ve utanç verici bir tavır sergilediklerini söyledi.
Ancak hükümet çevreleri ve hükümeti destekleyen MHP Avrupa İnsan Hakları Mahkemesini aldığı kararı içişlerine karışma olarak nitelendiriyor. Uluslararası sözleşmelere imza atıp, daha sonra bunların uygulanmasını isteyenlere içişlerine karışma iddiası yöneltmenin ne kadar ciddi olduğu ise bir muamma.
Avrupa Birliği Konseyi 2 Şubat'ta tekrar bir araya gelecek ve Türkiye hakkındaki yeni adımları görüşecek. Avrupa İnsan Hakları Konvansiyonunun eski üyelerinden olan Türkiye'nin umursamaz tavrında ne kadar ısrarlı olduğu en geç 10 Şubat'ta yapılacak olan ve Kavala hakkında karar alacak yeni duruşmada görülecek.