İşverenler Günü’nde savaş çığırtkanlığı

|   Ekonomi

Berlin’de düzenlenen “İşverenler Günü” toplantısında sermaye temsilcileri ve hükümet, Almanya’yı daha uzun çalışma saatlerine, sosyal hakların budanmasına ve savaş ekonomisine hazırlıyor.

Almanya Başbakanı Friedrich Merz, Salı günü Berlin’de düzenlenen “İşverenler Günü” toplantısında yaptığı konuşmada, “Sekiz saatten fazla çalışmak sömürü değildir” dedi. Salondaki işveren temsilcileri bu sözleri coşkuyla alkışladı.

Junge Welt'in haberine göre, Alman İşveren Birliği‘nin (BDA) davetiyle toplantıya katılan Merz’e dört bakan da eşlik etti. Her yıl düzenlenen toplantıda, hükümet ile sermaye çevreleri arasındaki ortak politikaların ayrıntıları ele alındı.

“Engel çıkaran sorumsuz davranır”

Toplantının açılış konuşmasını yapan BDA Başkanı Rainer Dulger, hükümetten beklentilerini açıkça ortaya koydu. Dulger, Almanya’nın şirketler açısından cazip bir yatırım merkezi olmasının kendiliğinden gerçekleşmeyeceğini, bunun siyasi liderliğin başarısına bağlı olduğunu söyledi.

Koalisyon hükümetinde bazı kesimlerin reformları yavaşlattığını savunan Dulger, “Fren yapan yönetemez. Fren yapan sorumsuz davranır” ifadelerini kullandı.

Bu sözler, gerektiğinde hükümet içindeki bazı isimlerin değiştirilmesi gerektiği yönünde bir mesaj olarak da yorumlandı. Nitekim Federal Çalışma Bakanı Bärbel Bas’ın da toplantıda konuşması planlanıyordu. Ancak Bas, bir gün önce hem bakanlık görevinden hem de SPD eşbaşkanlığından ayrılacağını açıklamıştı.

Dulger, sermaye çevrelerinin hükümetten ne istediğini de ayrıntılarıyla anlattı. Sosyal güvenlik primlerinin toplam ücretin yüzde 40’ının altına indirilmesini ve kamu harcamalarının gayrisafi yurt içi hasılaya oranının yüzde 45’in belirgin biçimde altında tutulmasını istedi.

BDA Başkanı, bu hedefleri “2036 Almanyası” olarak tanımladı. Bunların dışında kalan politikaları ise “ekonomik intihar” olarak nitelendirdi. Salı günü Frankfurter Allgemeine Zeitung gazetesinin ekonomi sayfalarında yayımlanan değerlendirmesinde, miras vergisinin artırılmasına da karşı çıktı. Böyle bir adımın sanayi üretimini Almanya’dan uzaklaştıracağını iddia etti.

İşten çıkarmalara “mesleki yönelim” çözümü
Dulger, salondaki konuşmasında ekonomik felaket senaryolarından biraz uzaklaşarak şirketlerin çalışanlarına sunduğu desteği öne çıkardı. Örnek olarak kimya şirketi BASF’yi gösterdi.

BASF’nin Ludwigshafen tesisinde şirket içindeki değişiklikler nedeniyle işlerin ortadan kalktığını belirten Dulger, şirketin işten etkilenen çalışanlara yeni bir mesleki yön bulmaları için destek verdiğini söyledi.

Ancak BASF, toplantının sponsorları arasındaydı. Uber, BMW, DHL ve Özel Sağlık Sigortaları Birliği de etkinliğe maddi destek sağlayan kuruluşlar arasında yer aldı.

Etkinlikte sponsorluk yalnızca şirketlerin adlarını duyurmakla sınırlı değildi. Daha yüksek ödeme yapan ana sponsorlar, özel isim haklarının yanı sıra programda kendilerine ayrılan bölümler ve konuşma fırsatları da elde etti. Bu koşullar BDA ile şirketler arasında ayrı ayrı görüşülerek belirlendi.

Bu yılın ana sponsorları arasında bir denetim ve danışmanlık şirketi, Alman Demiryolları (Deutsche Bahn) ve Siemens de bulunuyordu.

Siemens’ten işçi temsilcilerine saldırı

Siemens’in yönetim kurulu üyesi ve çalışma ilişkilerinden sorumlu yöneticisi Judith Wiese de sponsorluk kapsamında kürsüye çıktı. Önce Başbakan Merz’in çalışma saatlerinin artırılması yönündeki çağrısını destekledi.

Wiese, “Genel olarak daha fazla çalışmamız gerekiyor” dedi. Ancak bu çağrının kendisini ve üst düzey yöneticileri ne ölçüde kapsadığı açıklanmadı. Ardından sendikaları ve işyeri işçi temsilciliklerini hedef aldı. Wiese, çalışanların temsil haklarını düzenleyen İşyeri İşçi Temsilciliği Yasası’nı çağın gerisinde kalmakla eleştirdi.

Söz konusu yasa, özellikle büyük işletmelerde işyeri işçi temsilciliklerinin (Betriebsrat) çalışanların hakları ve işyeri kararları üzerinde belirli bir etkiye sahip olmasını sağlıyor. Wiese’nin sözleri, işverenlerin bu sınırlı yetkileri bile fazla bulduğunu ve daha da kısıtlamak istediğini gösteriyor.

Yasa, 1970’li yılların başında Willy Brandt’ın başbakanlığı döneminde bugünkü biçimini almıştı. 

Yapay zekâ kimin işine yarayacak?

Toplantıda yapay zekânın vaatleri de geniş yer tuttu. Ancak sermaye sahipleri ile çalışanların bu teknolojiden beklentileri aynı değildi.

Şirketler yapay zekâ sayesinde daha yüksek kârlar elde etmeyi umarken çalışanlar açısından otomasyonun iş kayıplarına, iş yükünün artmasına ve çalışma koşullarının ağırlaşmasına yol açması tehlikesi bulunuyor.

En büyük alkış savaş ekonomisine

Alman sermaye çevreleri yapay zekâdan büyük kazançlar bekliyor. Ancak daha büyük ve somut beklentiler, silahlanma ve savaş ekonomisi alanında yoğunlaşıyor.
Bu nedenle toplantının en çok alkışlanan konuşmacısı, eski futbolcu Oliver Kahn değil, SPD’li Savunma Bakanı Boris Pistorius oldu.

Pistorius, Almanya’nın silahlanma konusundaki kararlılığını vurgulayarak hükümetin attığı adımları anlattı. „Zorunlu askerlik uygulamasının askıya alınmasından bu yana en büyük orduya sahibiz!. Dedikten sonra hedefine düşmanı aldı: „Önemli olan, Rusya'nın durumun farkında olmasıdır" demesiyle büyük bir alkış koptu. Pistorius alkışların dinmesini bekledi ve bir komutan edasıyla başını salladı: "Evet, silahlanıyoruz." Ardından tüm salonu adeta bağrına bastı: "Her alanda büyüyor ve güçleniyoruz; şimdi de sanayiye ağırlık veriyoruz" ifadelerini kullandı.

Berlin’deki toplantının ortaya koyduğu tablo açık: İşverenler daha uzun çalışma saatleri, daha düşük kamu harcamaları ve işçi temsilciliklerinin etkisinin azaltılmasını isterken, hükümetin savunma politikası da sermayenin yeni kazanç beklentileriyle buluşuyor.

 

Geri

 

Card image cap
înfo Magazin
Daha fazlasi için

YouTube
Card image cap
Türk Sanat Müziği
Daha fazlasi için
Card image cap
Mesleğe Adım Adım
Daha fazlasi için
Card image cap
İstekler Programı
Daha fazlasi için
Card image cap
SALI SALI Hakan
Daha fazlasi için