Habere göre İçişleri Bakanlığı, 2017’den bu yana başka devlet kurumlarına da kişi ve sivil toplum kuruluşlarını istihbarat veritabanları üzerinden kontrol etme imkânı sunuyor. Son yıllarda bu tür denetimlerin binlerce kez yapıldığı belirtiliyor. CSU’lu Bakan Alexander Dobrindt’in ise bu uygulamanın yalnızca şüpheli durumlarla sınırlı kalmamasını, devlet desteği alacak kişi, proje ve sivil toplum kuruluşlarının daha kapsamlı biçimde gizlice incelenmesini istediği öne sürülüyor.
Örnek olarak, junge Welt gazetesinin Marksist çizgisi nedeniyle Anayasayı Koruma Teşkilatı raporlarında “aşırılıkçı girişim” olarak nitelendirilmesi gösteriliyor.
junge Welt gazetesinde yer alan yazıda, Almanya iç istihbaratının tarihsel olarak Soğuk Savaş döneminde sol hareketlere karşı şekillendiği, bu nedenle kurumsal yapısında hâlâ antikomünist bir yaklaşım bulunduğu ifade ediliyor. Son dönemde aşırı sağ çevrelere yönelik adımlar atılsa da, kurumun temel yöneliminin değişmediği ileri sürülüyor.
Hükümetin muhalefeti baskılamak ve istenmeyen görüşleri damgalamak için kullandığı denetimsiz bir istihbarat yapısının demokratik sistem açısından sorunlu olduğunu savunan metin, Anayasayı Koruma Teşkilatı’nın kaldırılması çağrısıyla sona eriyor.