Ancak bu süre zarfında İran’ın Hürmüz Boğazı’nı açmaması halinde ABD’nin İran enerji tesislerine saldırı düzenleyebileceği belirtiliyor.
İran ise müzakereye yanaşmıyor. Savaşın her geçen gün uzaması, küresel ekonomi üzerindeki etkileri daha da ağırlaştırıyor. Trump’ın süre uzatma kararı bir çözüm adımı olarak değil, net bir plan eksikliği olarak değerlendiriliyor.
Bu sırada ekonomik hasar büyüyor, riskler artıyor. Çözüm bulunamadıkça savaşın etkileri küresel tedarik zincirlerine daha derin şekilde işliyor. Orta Doğu’dan gelen pek çok hammadde ya taşınamadığı ya da üretimi saldırılar nedeniyle aksadığı için artık piyasaya ulaşamıyor. Körfez ülkelerindeki şirketler de ürünlerini alıcılara ulaştıramadıkları için üretimi kısmak zorunda kalıyor.
Bu durum neredeyse tüm sektörleri ve tüm bölgeleri etkiliyor. Küresel ekonomiyi ayakta tutan değer zincirleri ciddi darbe alıyor. Ortaya çıkan tablo ise sert fiyat artışlarının yaşandığı küresel bir hammadde şoku.
Savaşın başlamasından bu yana ABD’de benzin fiyatları yaklaşık yüzde 40 arttı. Avrupa’da artış yüzde 16 olurken, Almanya’da yüzde 35’e ulaştı. Avrupa’da doğalgaz fiyatları ise yaklaşık yüzde 70 yükseldi. Orta Doğu’dan gelen sıvılaştırılmış doğalgaza (LNG) bağımlı Asya’da ise fiyatlar iki katından fazla arttı.
Daha az bilinen ancak kritik öneme sahip hammaddelerde de ciddi fiyat artışları görülüyor. Plastik ve kimya sanayisinin temel girdilerinden nafta yüzde 43 zamlandı. Gübre üretiminde kilit rol oynayan üre yüzde 53, metal işleme için önemli olan kükürt ise yüzde 43 oranında pahalandı. Otomotiv ve inşaat sektörleri için kritik bir metal olan alüminyumun fiyatı da yüzde 6 arttı.
Bu fiyat artışlarının, yeni bir enflasyon dalgası yaratması bekleniyor. Ekonomistler, yalnızca Mart ayında enflasyonun 1,1 puan artacağını öngörüyor.
Faiz piyasaları da bu gelişmelere tepki vermeye başladı. Almanya devlet tahvillerinin getirisi, konut kredileri için de belirleyici olan seviyelerde yüzde 3’ün üzerine çıkarak yaklaşık son 15 yılın en yüksek düzeyine ulaştı. Şirket kredileri de pahalanıyor; bu durumun yatırımların yavaşlamasına yol açabileceği belirtiliyor.
Küresel çapta kredi temerrütlerine ilişkin endişeler de artıyor. Özellikle yüksek riskli şirketlere verilen kredilerde sorun yaşanabileceği değerlendiriliyor.
Uzmanlara göre dünya ekonomisi zayıflarken enflasyonun hızla yükselmesi, temel bir ikilem yaratıyor. Küresel ekonomi, giderek daha derin bir kriz moduna giriyor.