Yeni kitabında küresel tatlı su kıtlığını ele alan Latif, dünyanın bazı bölgelerinde "su iflasının" şimdiden yaşandığını belirterek, iklim krizinin giderek daha ağır sonuçlar doğurduğu uyarısında bulundu.
Freitag’ın yaptığı söyleşide, 1980'li yıllardan bu yana küresel ısınmaya karşı uyarılarda bulunan Latif, yıllar önce bilginin insanları harekete geçireceğini düşündüğünü, ancak bunun doğru olmadığını zamanla gördüğünü ifade etti. İnsan beyninin uzak gelecekteki tehlikeleri yeterince ciddiye almadığını söyleyen Latif'e göre, bu nedenle yalnızca bilimsel uyarılarla toplumsal dönüşüm sağlamak mümkün olmuyor.
İklim politikalarının başarıya ulaşabilmesi için insanların değişime teşvik edilmesi gerektiğini belirten Latif, bunun sorumluluğunun büyük ölçüde siyasette olduğunu vurguladı. Almanya'da uzun vadeli iklim politikaları konusunda partiler arasında ortak bir anlayış bulunmadığını ifade eden bilim insanı, İskandinav ülkelerinde görülen uzlaşma kültürünün Almanya'da eksik olduğunu söyledi.
Latif, iklim krizinin temelinde enerji sorununun bulunduğunu, çözümün ise yenilenebilir enerjiler olduğunu belirterek, gerekli teknoloji ve finansmanın zaten mevcut olduğunu dile getirdi. Buna karşın fosil yakıt sektörünün siyasi etkisinin hâlâ çok güçlü olduğunu söyleyen Latif, özellikle ABD'de fosil yakıt lobisinin iklim politikalarını önemli ölçüde etkilediğini ifade etti.
Almanya'nın otomotiv sektörünü de eleştiren Latif, içten yanmalı motorlu araçlarda ısrar edilmesinin ülkenin rekabet gücünü zayıflatacağını savundu. Dünyanın en büyük otomobil pazarı olan Çin'in elektrikli araçlara yöneldiğini hatırlatan Latif, Alman otomotiv sanayisinin bu dönüşüme yeterince hızlı uyum sağlayamadığını söyledi.
Yeni kitabında su krizine geniş yer veren Latif, "su krizi" yerine "su iflası" kavramını kullanmayı tercih ettiğini belirtti. Ona göre bu ifade, bazı kayıpların geri döndürülemeyeceğini daha açık biçimde anlatıyor. Özellikle eriyen buzulların yok olmasıyla birlikte önemli tatlı su kaynaklarının da kalıcı olarak kaybedildiğini vurgulayan Latif, Las Vegas gibi çöl kentlerinin önümüzdeki 20 yıl içinde ciddi su sıkıntısıyla karşı karşıya kalabileceğini, Cape Town'un ise benzer bir felaketi son anda önleyebildiğini hatırlattı.
Küresel ısınmanın buharlaşmayı artırdığını, toprağın daha hızlı kurumasına yol açtığını belirten Latif, şiddetli yağışların ise kurumuş toprak tarafından emilemediğini, bunun da yer altı su kaynaklarının yenilenmesini engellediğini söyledi. Bu nedenle birçok bölgede binlerce yılda oluşmuş derin yer altı sularının hızla tüketildiğine dikkat çekti.
Tüm olumsuzluklara rağmen umudunu koruduğunu söyleyen Latif, Almanya'da bugün elektrik üretiminin yarıdan fazlasının yenilenebilir kaynaklardan sağlanmasının geçmişte birçok kişi tarafından imkânsız görüldüğünü hatırlattı. Toplumsal koşullar oluştuğunda büyük değişimlerin çok kısa sürede gerçekleşebileceğini ifade eden Latif, Berlin Duvarı'nın yıkılmasını da buna örnek gösterdi.
Ancak Latif'e göre Almanya'da toplumun önemli bir bölümü refah düzeyini kaybetme korkusuyla değişime direniyor. Bu nedenle gerekli reformlar erteleniyor ve ülke yerinde sayıyor. "Durgunluk gerilemedir" diyen Latif, son yıllarda yaşanan sıcak hava dalgalarının iklim krizini artık herkesin doğrudan hissetmesini sağladığını, buna karşın sosyal medyada yayılan yanlış bilgilerin toplumun doğru kararlar almasını zorlaştırdığını da sözlerine ekledi.