“10.Kurban istemiyoruz” talepli bu pankart taşınalı 15 yıl oldu. 2006 yılından bu yana ırkçı saikle kaç katliam ve saldırı yapıldığını bilen kaç kişi var? Bilinen şu ki saldırılar durma yerine her yıl artarak devam etti, devam ediyor.
En önemlisi ise ırkçı, Neonazi, yabancı düşmanı dünya görüşünü temsil eden bir parti (AfD) Alman parlamentosunda birinci muhalefet partisi olarak yerini aldı.
Irkçılar, yabancı düşmanları, Neonaziler Alman Parlamentosu’nda yer alacak duruma gelirken, ırkçılığın, yabancı düşmanlığının mağduru, hedefi olan göçmenler “Kahrolsun Irkçılık”, “10.Kurban istemiyoruz” taleplerinin yazılı olduğu pankartlar taşımanın dışında neyi başardılar?
Bin bir parça olmak için ısrar ediyoruz. Hanau katliamı sonrası yapılan protesto gösterilerinde olduğu gibi acı günlerde bile el ele tutuşmak yerine ayrı ayrı yürüme yolunu seçiyoruz. Unutulan şuydu: Silahını ateşleyen ırkçı Neonazi Tobias R. kurbanlarını siyasi dünya görüşünden, dini inancından dolayı değil yabancı oldukları için hedef aldı.
Medya ise katliamın birinci yılında ırkçılığın beslendiği toplumsal, ekonomik durumu analiz etmek yerine, polisiye önlemler gibi teknik sorunları öne çıkardı. “Polis erken gelseydi bu kadar insan ölmeyecekti.” Doğru ama ölecekti. Tek bir insanın öldürülmesi bile fazla değil mi?
“Gördüğümüz veya gösterilen her şey, başka bir şeyi veya şeyleri gizler” Hanau katliamıyla ilgili polisiye sorunları göstermeye çalışan medya, böylece sosyal adaletsizlik nedeniyle toplumdaki bölünmeyi gizlemiş oldu.
İnançlarımızdan bağımsız olarak “Sosyal adalet” gibi ortak bir hedef için bir araya gelip dayanışma içinde yaşamayı beceremezsek ırkçı Neonazi saldırıların hedefi olmaktan kurtulamayız.
Hanau'da dördü Türkiye kökenli en genci 21, en yaşlısı 37 yaşında olan dokuz göçmenin katledildiği ırkçı saldırının üzerinden bir yıl geçti.
