Bugün ise durum hem güzel hem de acı verici bir anımsamaya yol açıyor. Çünkü günümüzün ne denli belirsiz olduğunu gösteriyor. Üç yıl içinde, tanıdığımız dünya alt üst oldu: Pandemi, savaş, gelecek korkusu ve oturma odamıza kadar giren iktisat krizi.Herhalde üç yıl önce hiç kimse böylesi bir kötü gelişmeyi tahmin edemezdi.
Tahmin edemeyeceğimiz diğer bir şey de, durumun giderek daha da kötü bir hal alması. Şimdi de enerji kriziyle ve artan fiyatlarla başa çıkmak “zorundayız”. Sonbahar ve kış aylarının çok çetin geçeceğini artık herkes biliyor. Elbette sorumlu siyaset de bunu biliyor, hatta ellerinden geldiğince halkı zor zamanlara hazırlamaya çalışıyorlar. Halbuki yapmaları gereken, enerji krizine yol açan tüm politik adımlardan vazgeçmek. Ancak egemen siyaset sadece küçük bir azınlığın çıkarlarını temsil ettiğinden, halkın, özellikle yoksulların ve emekçilerin neler çekeceklerini pek düşünmüyor. Böylelikle Almanya'da yaşayanların büyük bir çoğunluğunun yakın geleceği daha da belirsizlik ve güvencesizliklerle doluyor.
Moral bozmak istemeyiz, ama bu politikalar devam ettiği müddetçe halkın durumunda pek bir düzelme olmayacak. Bu da hatırlatılmalı.
