Polis verilerine göre, Paris’te Cumartesi günü düzenlenen gösteriye 110 bin kişi katıldı. Başkentte 3 binden fazla kişi kontrol edilirken 65 kişi gözaltına alındı. Lyon’da ise gösterilerin yasaklanmasına rağmen yer yer olaylar yaşandı.
Gösterilerde lise öğrencileri, sendikalar ve Sarı Yelekliler gibi farklı toplumsal kesimler bir araya geldi. Cumhurbaşkanlığı seçimlerine altı ay kala yaşanan protestolar, ülkedeki siyasi gerilimi de artırdı. Yetkililerin bazı gösterileri yasaklaması ve toplanma güzergâhlarını değiştirmesi, sol partilerin ve sendikaların tepkisine yol açtı.
Sol hareketin lideri ve cumhurbaşkanı adayı Jean-Luc Mélenchon, Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’a geri adım atma çağrısında bulundu. Mélenchon, aksi durumda protestoların her hafta tekrarlanacağını ve genel greve gidilebileceğini söyledi. Hükümet ise Mélenchon’un partisi Boyun Eğmeyen Fransa’yı gerilimi tırmandırmakla suçluyor.
Geçen hafta hayat pahalılığına karşı düzenlenen gösterilere 550 bin ila 800 bin kişinin katıldığı belirtilmişti. Ancak bazı kentlerde yaşanan yağma ve şiddet olayları, protestoların temelindeki ekonomik taleplerin önüne geçti. Rennes gibi kentlerde esnaf, dükkânlarına yönelik saldırılardan endişe duyduğunu dile getirdi.
La Presse'nin haberine göre, ülkedeki gerilim, Paris yakınlarındaki Trappes kentinde meydana gelen ve Cumhurbaşkanı Macron’un ırkçı terör saldırısı olarak nitelendirdiği olayın ardından daha da arttı. Saldırıda bir kişi hayatını kaybetti, beş kişi yaralandı. Saldırganın göçmen kökenli kişileri hedef almış olabileceği bildirildi.
Cumartesi gününün bir diğer önemli adresi Orléans oldu. Aşırı sağcı Ulusal Birlik Partisi, Marine Le Pen’in katılımıyla kongresini düzenlerken, yaklaşık 13 bin kişi ırkçılık, faşizm ve emperyalizme karşı yürüdü. Göstericilerden bazıları, Trappes’teki saldırıyla aşırı sağ arasındaki bağlantıya dikkat çekti.