Ancak önemli bir çelişki var: Halkın geniş kesimleri hükümet politikalarına karşı çıkıyor, meydanları dolduruyor, grevler düzenliyor. Buna rağmen hükümetler çoğu zaman bildiklerini okumaya devam ediyor.
Peki, neden?
Sarı Yelekliler hareketi bu soruya önemli bir yanıt sunuyor. Akaryakıt vergisi artışına karşı başlayan hareket, kısa sürede hayat pahalılığına, gelir eşitsizliğine ve halkın siyasi kararlara katılamamasına yönelik daha geniş bir itiraza dönüştü. Hükümet bazı geri adımlar attı, ancak hareketin daha kapsamlı taleplerinin çoğu karşılanmadı.
2023’te emeklilik yaşının 62’den 64’e çıkarılmasına karşı milyonlarca insan protestolara katıldı. Kamuoyu araştırmaları da halkın çoğunluğunun reforma karşı çıktığını gösteriyordu. Buna rağmen Macron hükümeti reformu yürürlüğe soktu.
Bu örnekler bize şunu gösteriyor: Bir politikaya karşı milyonlarca insanın sokağa çıkması, o politikayı durdurmaya her zaman yetmiyor.
Çünkü birlikte öfkelenmek, birlikte hareket etmekle aynı şey değil.
Öğrencilerin eğitim koşulları, çalışanların ücretleri, emeklilerin geçim sıkıntısı ve kiracıların barınma sorunları birbirinden farklı görünse de ortak noktalara sahip. Ancak her kesim kendi sorunuyla tek başına mücadele ettiğinde, hükümet üzerindeki baskı parçalı kalabiliyor.
Asıl mesele, bu farklı taleplerin ortak hedeflerde buluşabilmesi. İnsanca yaşamaya yetecek ücretler, erişilebilir eğitim, uygun fiyatlı konut, güvenli emeklilik ve güçlü kamu hizmetleri, farklı toplumsal kesimleri bir araya getirebilecek ortak başlıklar.
Fakat ortak talepler de tek başına yeterli değil. Bu talepleri savunacak sendikaların, öğrenci örgütlerinin ve toplumsal hareketlerin kalıcı bağlar kurması, dayanışmayı sürdürmesi ve demokratik bir örgütlenme oluşturması gerekiyor.
Elbette sonuç alamamanın tek nedeni örgütlenme eksikliği değil. Hükümetlerin siyasi tercihleri, parlamentodaki güç dengeleri ve karar alma mekanizmaları da belirleyici. Ancak toplumsal öfkenin kalıcı bir değişime dönüşebilmesi için örgütlü ve sürekliliği olan bir güce ihtiyaç var.
Fransa’nın geçmişi de bugünü de bize önemli bir soru soruyor:
Mesele yalnızca sokakları doldurmak mı, yoksa sokaktaki öfkeyi ortak hedefler ve örgütlü dayanışmayla kalıcı bir toplumsal güce dönüştürmek mi?
Çünkü değişim, yalnızca insanların neye karşı çıktığıyla değil, neyi birlikte ve ne kadar süreyle savunabildiğiyle de ilgili.
Haber içim Frontiers, Le Monde.fr, Investing.com’dan yararlanıldı.