Avrupa Birliği (AB) ülkeleri ve İngiltere’de, 399 binden fazla çocuk evsiz durumda. Bu çocuklar, acil barınma ya da sığınma evlerinde kalırken, 14.5 milyon çocuk ise sağlıksız, nemli ve kötü koşullara sahip konutlarda yaşıyor. AB ülkelerinde çocukların dörtte biri, 6 yaş altı çocukların ise beşte biri aşırı kalabalık evlerde barınmak zorunda. Evsiz çocuklar, sağlık ve eğitim gibi temel haklara erişimde ciddi sıkıntılar yaşıyor.
Abbe Pierre Vakfı ve FEANTSA yetkilileri, çocukların gelişimi için uygun barınma koşullarının eksikliğine dikkat çekiyor ve "Önce Barınma" yaklaşımının evsizlik sorununu çözmek için hayati olduğunu belirtiyor. Özellikle savaş bölgelerinden gelen refakatsiz çocuklar, barınma ve iş imkânı olmadan sokağa terk edilme riskiyle karşı karşıya.
Şu anki yaşam koşulları gerçekten üzücü ama aynı zamanda gelecek için de endişe verici çünkü bu çocukların hayata kötü koşullarla başlayacaklarını biliyoruz. Evsiz çocuklar, sağlık hizmetine erişemediği için astım ve alerji gibi hastalıklarla boğuşuyor.
Eğitim dahil diğer temel haklara erişimde de zorluklarla karşılaşan bu çocukların bazılarının okula hiç gidemiyor.
Konut krizinin, özellikle Covid-19 sonrası artan yaşam maliyetleriyle birlikte daha da derinleştiği vurgulanıyor.
“Sayıları giderek artan evsiz çocukları görmek de olağan hale mi gelecek?” sorusu bana şu diyaloğu hatırlattı:
-Baba yoksulluk ne kadar daha sürer?
-Kırk yıl
- Peki o zaman zengin olur muyuz?
- Hayır, yoksulluğa alışırız
“Mücadele edilmeden hiçbir sorun çözülmüyor” diyor bir başka bilge.