Çalışmada, temel geçim desteği (Grundsicherung), konut yardımı (Wohngeld) ve çocuk ek ödeneğinin (Kinderzuschlag) tek bir sistem altında birleştirilmesi öneriliyor. Bu yaklaşım, Federal Hükümetin sosyal devlet reformu komisyonunun gündeme getirdiği planla da büyük ölçüde örtüşüyor.
AWO ve Ifo, özellikle çalışan düşük gelirli kişileri desteklemek amacıyla “çalışma teşviki”, bekar ebeveynler için vergi/gelir muafiyeti ve çalışanların gelirlerinin yardımlara yansımasının yeniden düzenlenmesini öneriyor. AWO bu önlemlerin yoksulluğu azaltacağını ve istihdamı artıracağını iddia ediyor.
Ancak eleştirmenler, sosyal yardımların tek sistemde birleştirilmesinin bazı gruplar için yardımların azalmasına yol açabileceği uyarısında bulunuyor. Özellikle çalışma gücü olmayan ya da düşük ücretli işlerde çalışan kişilerin reformdan nasıl etkileneceği tartışılıyor.
Junge Welt’in yorumundaki en sert eleştiri ise “çalışmayı teşvik” yaklaşımına yöneltiliyor. Buna göre yoksulluğun temel nedenleri düşük ücretler, kötü çalışma koşulları, yüksek kiralar ve enerji fiyatları iken, reformun sorunu daha çok bireyin çalışıp çalışmamasına bağlama riski bulunuyor.
Eleştirmenlere göre asıl soru şu: Sosyal devlet reformu gerçekten yoksulluğu mu azaltacak, yoksa sosyal yardımların daha “verimli” yönetilmesi adı altında devletin sosyal harcamalarını mı azaltacak?