Örneğin maske takma zorunluluğu sadece muayenehanelerde, bakım evlerinde veya kitle ulaşım araçlarında geçerli. Ancak dükkan sahipleri veya sinema ve tiyatro gibi kamuya açık kurum yöneticileri mekanlarında maske takma zorunluluğunu uygulayabiliyor.
Yapılan araştırmalara göre gönüllü olarak FFP2 maskesi taşıyanlar, maskesiz dolaşanlardan daha korunaklı oluyor. 2021 Aralık'ında yapılan bir araştırmaya göre virüsün bulaştığı bir kişinin yakınında olan, ama maske takan birisinin bulaşma riski 20 dakika sonra en fazla yüzde 0,1 ile son derece düşük. Ancak bunun için maskenin doğru takılması gerekiyor. Doğru takılmayan maskelerde bulaşma riski hemen yüzde 4'e çıkıyor. Hastanelerde kullanılan ameliyat maskeleri yetersiz kalıyor. Çünkü bu maskeler sadece maske takmayan insanları koruyor. Bu durumda bulaşma riski yüzde ona kadar çıkabiliyor.
Araştırma Delta varyantı ile yapıldığından, daha bulaşıcı olan Omikron varyantı durumunda risklerin artması söz konusu. Genel korunma tedbirleri olarak, mekanda virüslü birisinin olup olmadığının, o mekanda ne kadar kalındığının, kalabalık olup olmadığının, pencere veya havalandırmanın açık olduğunun ve maske takılıp takılmadığının önemi büyük.
Dışarıda bulaşma riski düşük
Frankfurt Üniversite Kliniği Viroloji Enstitüsü müdürü Sandra Ciesek herkese, maske takmanın gerekli olduğu durumlarda mutlaka maske takmalarını öneriyor ve “ben her halükarda maske takmaya devam edeceğim” diyor.
Diğer yandan hükümetin aldığı ve izolasyon ile karantina zorunluluğu tedbirinin 1 Mayıs'tan itibaren kaldırılması kararı ise eleştiriliyor. Leibnitz Ensitütüsü Önleyici Araştırmalar ve Epidemiyoloji merkezi yöneticisi Hajo Zeeb, virüs bulaşmış olanların izolasyonda tutulma zorunluluğuna devam edilmesini talep ediyor. Virüs semptomlarına sahip olan bir kişinin evde kendisini karantinaya alarak başkalarına bulaştırmamak için çaba göstermesi gerektiğini söyleyen Zeeb, Omikron varyantının bulaşma riskleri nedeniyle beş günlük bir izolasyon sürecinin gerekli olduğunu savunuyor.