Şu anda siyasi arenada yürütülen tartışmalarda belirleyici olan konu, darboğazın devam etmesi durumunda özel hanelere mi, yoksa sanayi teşekküllerine mi öncelik verileceği. Bu nedenle şirket yönetimlerinden şimdiden uyarılar gelmeye başladı. Örneğin Kimya Sanayicileri Birliği başkanı Christian Kullmann sanayiye öncelik verilmezse çok sayıda işçinin işini kaybedeceği uyarısı yaptı. Kullmann, şu an için insanların ailelerini geçindirmelerinin kışın üşüyüp üşümeyecekleri sorusundan daha önemli olduğunu söyledi.
Ancak asıl sorunun hükümetin yürüttüğü savaş politikaları olduğuna kimse değinmiyor, en azından şirket yönetimlerinde ve siyaset arenasında. Halbuki işçiler işini kaybetmese dahi aşırı derecede pahalanan enerji ve gıda maddeleri fiyatlarını karşılamakta zorluk çekmeye devam edecekler. Buna kira artışları da eklenirse büyük bir çoğunluğun eline geçen net gelirin yarısını veya yarıdan fazlasını kira, gıda maddesi ve ısınmaya ayırmaları gerekecek. Bu durumda hükümetin asıl yapması gereken, doğal gaz darboğazını aşmak, fiyatların yükselişini durdurmak ve barışçıl bir siyaset izlemek için diplomatik yolları açmak olmamalı mı? Scholz hükümeti bunun yerine orduya, silahlanma bütçesinin yanı sıra 100 milyar euroluk özel fon ayırıyor. Ama söz konusu olan yoksullar ve emekçiler olunca, yıllardır olduğu gibi bütçede para olmadığı söyleniyor.