Saksonya ve Thüringen'deki seçimler öncesi, yabancı düşmanı ırkçı AfD'nin birinci parti olma ihtimâline karşı binlerce insan demokrasi ve çeşitlilik talebiyle gösteri yaptı.
Önümüzdeki pazar günü Saksonya ve Thüringen'de yapılacak seçimler öncesinde anketler, yabancıları sınırdışı etme ve sürgün etme planları yapan AfD'nin bu eyaletlerde birinci parti olabileceğini gösteriyor.
Saksonya'nın başkenti Dresden'de "Biz Güvenlik Duvarıyız" sloganıyla düzenlenen gösteriye 11.000 insan katıldı. Leipzig'de ise "El Ele" sloganıyla düzenlenen yürüyüşte benzer sayıda insan bir araya geldi. Konuşmacılar, 1 Eylül'deki seçimlerde demokratik partilere oy verme çağrısında bulundu. Konuşmacılar insanları 1 Eylül'de sandık başına gitmeye ve demokratik bir partiye oy vermeye çağırdı.
Thüringen'in başkenti Erfurt'ta da yaklaşık 7.000 insan, "Aşırı Sağı Durdur - Pazar Günü Oy Ver" sloganıyla toplandı. Thüringen'de AfD anketlerde önde gidiyor ve eyaletin en güçlü partisi olma yolunda ilerliyor. Gösteriye katılan bir anne göz yaşları arasında „çocuğum başka bir cinsel tercihe sahip. Onun için çok korkuyorum“ dedi.
Demokrasinin adresi partiler hangileri?
Gösterilerde Schröder zamanından bu yana yürütülen Neo liberal politikalarla sosyal devletin altını oyan ve böylece ırkçı partilerin güç haline gelmesine sebep olan hangi partiye oy verilmesi gerektiğine dair bir şey söylenmedi.
Gösterilerde AfD'nin yükselişiyle göçmenler, LGBT+ bireyler, diğer azınlık grupları ve antifaşistlerin tehdit altında olduğu vurgulandı.
Başsağlığı dilemelerin, bayrakların yarıya indirilmesinin veya kısa bir demokratik protesto dalgasının tek başına sorunu çözeceğine inanmak ya saflıktır ya da tembelliktir. Instagram üzerinden bir plaj barındaki genç zengin ırkçıların videosuna öfkelenmek de yeterli değil.
“Sosyal turizm”,“Küçük Paşalar”, “İltica hakkı sertleştirilmeli” konuşma ve açıklamalarıyla yapılan ucuz sansasyonculuk bile faşistleri burjuva kampına geri getirmiyor. Sınırların kapatılması, mültecilerin durumunun daha da kötüleşmesi veya çok sayıda insanın sınır dışı edilmesi, faşistleri daha az faşist yapmıyor, onları tatmin ediyor.
“Faşizmi, ırkçılığı, yabancı düşmanlığını besleyen ve politik güç haline getiren sosyal eşitsizliğe, yoksulluğa, sosyal konut açığına ve neoliberal politikalara karşı örgütlenmeden ve bu örgütlülüğe sendikal hareketi katmadan ırkçılığa ve faşizme karşı zafer kazanılacağına inanmak saflıktan başka bir şey değildir” diyor bir politik gözlemci.
Binlerce insanın AfD’ye karşı, ırkı katliamlara karşı, çevre kirliliğine karşı sokağa çıkması pek bir şey değiştirmedi. Çünkü üretimden gelen gücü kullanamayan yani cüzdanlara dokunmayan bir harkete verilecek cevap şudur: „Sokaklar yürümekle aşınmaz.“ (S.Demirel)