Donma noktasının altındaki soğuklara rağmen kadın, çocuk demeden sınırı geçmeye çalışan mültecilerin içinde bulundukları dram kamuoyununun dikkatini önceki gibi pek çekmiyor.
Polonya hükümeti basının yardımıyla başarılı bir şekilde dramı gizleyebiliyor. Haber vermeye çalışan basın emekçileri ise Polonya makamlarının engellemeleri ile karşılaşıyor.
Polonya makamları geçen Eylül ayından beri 400 kilometrelik sınırı girilmez bölge ilan ederek, gerek basın emekçilerine gerekse de mültecilere yardım etmek isteyen gönüllülere kapattı.
Girilmez bölgeye girmek isteyen basın emekçileri ve gönüllüler 30 gün hapis tehdidi ile karşı karşıya. Ayrıca Polonya ordusu silah tehdidi ile girişleri engelliyor. Bu nedenle Polonya ordusunun mültecileri zor kullanarak Belarus topraklarına geri itmesi basına yansımıyor.
Bununla birlikte Polonya makamları yardım kuruluşlarını bürokratik engellerle durdurmaya çalışıyor. Örneğin Sınır Tanımayan Doktorlar Örgütü Ocak ayı başında üyelerini sınır bölgesinden çekmek ve böylelikle zor durumdaki mültecilere tıbbı yardımı durdurmak zorunda kaldıklarını açıkladı. Sadece devlet değil, aynı zamanda sınır bölgesi yakınlarında oturan ırkçı Polonyalılar da yardıma koşan gönüllüleri ve basın emekçilerini engellemeye çalışıyorlar. Örneğin Polonyalı bir Tıbbi Yardım Kuruluşu hastalanan ve zor durumda olan mültecilere uzun zamandır tıbbi yardımda bulunuyordu. Ancak bu kuruluşun üyelerinin özel arabaları sınır bölgesinde oturan ırkçı Polonyalılar tarafından tahrip edilince yardımlarını durdurmak zorunda kaldı. Irkçılar bundan sonra sadece arabaları değil, yardıma koşanları da saldırılarının hedefi haline getireceklerini açıklayarak açıkça tehdit etmeye devam ediyor.
Avrupa Birliği ise Polonya hükümetinin yaptıklarına karşı herhangi bir girişimde bulunmayarak suç ortağı haline geldi. Mültecilere yardım etmek yerine Belarus ve Rusya yönetimlerine karşı suçlamada bulunan Avrupa Birliği, demokratik hukuk anlayışını salt sermaye yararına olan saldırgan bir politikaya kurban etmeye devam ediyor.
Polonya sınırında oluşturulan toplama kampındaki bir odada 20-25 sığınmacının kaldığı ve bu insanlara kullanım tarihi geçmiş yemekler verildiği açıklandı.