ABD’nin uyguladığı yaptırımlar, ambargolar ve askerî operasyonlar, tüm dünyada baskı yaratıyor. Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres ve İspanya ile Norveç hükümetleri saldırıları uluslararası hukuka aykırı buluyor. Buna karşılık bazı Avrupa liderleri, İran’ın tepkilerini eleştiriyor. Okuyucuya göre bu durum, tam anlamıyla ters dünya.
Almanya’da İranlılar, kendi ülkelerindeki insan hakları ve özgürlüklerini savunmak için gösteri yapıyor. Ancak aynı zamanda kendi ülkelerine yapılan bu saldırıyı da destekliyorlar. Oysa bombalar rejim yanlısı veya karşıtı ayrımı yapmıyor. ABD’nin geçmişte insan haklarını hiç dikkate almadığı da hatırlatılıyor.
Okuyucular, savaşın tıpkı Afganistan ve Irak’ta olduğu gibi sadece kaos yaratacağını vurguluyor. Batı’nın yine çifte standart uyguladığına dikkat çekiyor ve Almanya hükümetinin İsrail’e olan bağlılığını eleştiriyor.
Tarihsel bağlamda da ABD’nin politikaları sorgulanıyor. 1776’da 13 kolonisi bağımsızlıklarını ilan eden ABD’nin bağımsızlık bildirgesi, yerli halkların özgürlük mücadelesi değil, sömürgeci elitin batıda toprak kazanma arzusu sonucu ortaya çıktı. ABD, o tarihten sonra pek çok ülkeye ve kendi işçi sınıfına karşı silahlı güç kullandı.
İran özelinde de okurumuz, 1776’dan sonra Basra’nın Osmanlı’dan alınmasını ve İran’da İkinci Dünya Savaşı sonrası kurulan seküler demokrasiyi hatırlatıyor. İngiltere’nin baskısı petrol sahalarının millileştirilmesiyle son bulmuş, ancak Şah aracılığıyla kurulan kukla hükümet İslami Devrim ile devrilmişti.
Şimdi ABD, askerî güç ve uluslararası hukuka aykırı yollarla bir rejim değişikliği dayatıyor. Merz’in “dönüm noktası” konuşması veya yaptırım paketleri yok. Okuyuculara göre bu durum tam bir ikiyüzlülük örneği.
Avrupa ve Almanya, uluslararası çatışmalarda her zaman hukukun uygulanmasını talep ediyorsa, ABD’nin İran’a saldırısı konusunda da ikilem olmamalı. Lahey’deki Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin Trump hakkında yakalama emri çıkarıp çıkarmayacağı merak konusu.
Okuyucu mektupları, Alman siyasetinde uygulanan çifte standartlara ve uluslararası hukukun yalnızca çıkarlar söz konusu olduğunda uygulanmasına dikkat çekerek sona eriyor.