Bu ülkeler yardım teklifinde bulunmayınca, Trump şimdi “sadece tepkilerini test etmek istemiştim” diyerek kendini savundu. Tabii ki, büyük ve güçlü ABD’nin yardıma ihtiyacı olmadığını da ekledi. Ancak artık NATO hakkında ne düşündüğünü öğrendiğini ve bu yanıtı “büyük bir hata” olarak gördüğünü açıkladı. Bu, muhtemelen bir tehdit anlamına geliyor. En azından buradan anlaşılabilecek bir şey var: Trump Avrupa’ya kızgın.
Trump’ın tehdidi ciddiye alınmalı mı?
Hem evet hem hayır. Evet, çünkü Trump kinci bir yapıya sahip ve artık hiçbir sınır tanımıyor. Küba gibi bir ada ülkesiyle istediğini yapabileceğini ve İran’ın Harg Adası’nı “sadece eğlence için” bombalayabileceğini söyleyen biri, resmi olarak müttefik olan ülkelere de fırsat bulduğunda sert davranabilir. Fakat bu tehdidin yakında gerçekleşip gerçekleşmeyeceği belirsiz.
Bataklığa daha derin bir dalış
Trump, her gün kendini daha da zor bir duruma sokuyor. İran’da beklediği hızlı ve zaferle sonuçlanan müdahale henüz gerçekleşmedi. Her gün devam eden bombardımanlarla, Arap ortakların milyar dolarlık kayıpları artıyor, dünya ekonomisi daha da tehlikeye sürükleniyor. Tüm bunlar muhtemelen Trump’ın umurunda değil; fakat MAGA tabanı, savaş maliyetleri ve artan benzin fiyatlarından dolayı giderek daha fazla öfkeleniyor. Antiterror başkanı Joseph Kent’in istifası tehlikeli bir sinyal olarak değerlendiriliyor.
Görünüşe göre, ABD yönetimi, söylemci sözünü tuttuğu sürece boş retoriğe müsamaha gösteriyor. Eğer sözünü tutamazsa ve kamuoyuna yaptığı açıklamalar kendi ülkesini dünya önünde gülünç duruma düşürürse, işler ciddileşiyor. Trump şu anda savaşı yeniden tırmandırarak gidişatı değiştirmeye çalışıyor. Şimdiye kadar başarılı olamadı. Bu durum, ileride başa bela olabilir.
