SPD, bakım evlerinde vatandaşların kendi cebinden yaptığı ödemelere üst sınır getirilmesini ve özel sağlık sigortalarının daha fazla katkı yapmasını öneriyor. CDU ise harcamalarda da tasarrufa gidilmesi gerektiğini savunuyor.
Yani ortada bir kayıkçı kavgası var. Ancak bu kavganın dikkat çeken bir tarafı daha bulunuyor:
Faturayı ödeyecek olanların sesi nerede?
Çalışanlar, emekliler ve gelecekte bakıma ihtiyaç duyacak milyonlarca insan açısından mesele oldukça somut. Bakım sigortasındaki açığın nasıl kapatılacağı, onların primlerini, ödeyecekleri bakım masraflarını ve alacakları hizmetleri doğrudan etkileyecek.
Ama hükümet ortakları arasındaki pazarlıkta, asıl yükü taşıyacak kesimlerin talepleri tartışmanın merkezinde görünmüyor.
Sağlık Bakanı Linnemann’ın yasa tasarısını çarşamba günü Bakanlar Kurulu’na sunması planlanıyor. Tasarıda bakım derecesine alınmak için daha sıkı koşullar getirilmesi öngörülüyor.
Koalisyon ortakları bir terslik çıkmazsa sonunda anlaşacak. Çünkü tartışma, sistemin nasıl daha güçlü ve adil hale getirileceğinden çok, milyarlarca euroluk açığın faturasının kimin üzerine yıkılacağı noktasında düğümleniyor.
Asıl dikkat çekici olan ise şu:
Faturayı ödeyecek olanlar sessiz kaldıkça, onların adına konuşanlar kendi aralarında pazarlık oyunu yapmaya devam ediyor.