Eleştirilerin merkezinde, evde bakım veren aile bireyleri için emeklilik sigortasına yapılan devlet katkısının azaltılması yer alıyor. Muhalifler, bu değişikliğin bakım yükünü üstlenen kişileri ilerleyen yıllarda yaşlılıkta yoksulluk riskiyle karşı karşıya bırakabileceğini savunuyor.
Freitag’ın haberine göre taslak, bakım derecesi (Pflegegrad) alma koşullarının da zorlaştırılmasını öngörüyor. Uzmanlar, bu durumun yaşlıların ihtiyaç duydukları desteğe daha geç ulaşmalarına ve bakım ihtiyaçlarının zamanla ağırlaşmasına yol açabileceği uyarısında bulunuyor.
Huzurevlerinde kalan yaşlılara yönelik devlet desteklerinde de kısıtlamaya gidilmesi planlanıyor. Desteklerden yararlanabilmek için bekleme sürelerinin uzatılması, bakım masraflarının daha da artabileceği yönündeki endişeleri güçlendirdi.
Taslağa yönelik eleştiriler yalnızca sosyal kuruluşlarla sınırlı kalmadı. CSU’lu siyasetçi Klaus Holetschek de önerileri, “bakım sistemini ayakta tutan insanlara vurulmuş bir darbe” olarak değerlendirdi.
Eleştiriler arasında ayrıca, özel sigortalılar ile yasal sağlık sigortasına bağlı kişiler arasındaki mali yük farkının giderilmemesi ve reformun bakım sistemindeki yapısal sorunları çözmek yerine ek harcamaları vatandaşlara yüklemesi de yer alıyor.
Bu nedenle reform taslağı, yaşlılar, bakım hizmetine ihtiyaç duyan kişiler ve onların yakınları üzerindeki ekonomik baskıyı artırabileceği gerekçesiyle sosyal açıdan adaletsiz bulunuyor.
Yarın güvende yaşamak isteyenler, bugün hükümetin reformlarına karşı mücadele etmeli.
Almanya'nın giderek daha acımasız ve bireysel çıkarların ön plana çıktığı bir topluma doğru sürüklendiğini belirten Christoph Butterwegge, Başbakan Friedrich Merz liderliğindeki hükümetin, demokrasiyi tehdit eden reformları hayata geçirmek için işverenleri ve özellikle de sendikaları sürece dahil etmek istediğini yazdı.