"Irkçı Gerçekler" adlı temsili ilk çalışma için, toplumda ırkçı tutumların ve ırkçılık deneyimlerinin ne kadar yaygın olduğunu öğrenmek amacıyla 2021'de telefonla 5.000 kişiyle anket yapıldı.
Savunma refleksleri güçlü
Sorgulananların yüzde 90'ı Almanya'da ırkçılığın bir gerçek olduğunu kabul ediyor. Beşte birinden fazlası ise ırkçılığı bizzat yaşadıklarını söyledi. Pek çok katılımcı sadece sözlü taciz ve fiziksel saldırılar gibi bireysel davranışları değil, aynı zamanda okul, iş piyasası, konut gibi alanlarındaki yapısal ve kurumsal ırkçılığa da dikkat çekti.
Irkçılık bilinci kadar sorunun kendisi de oldukça büyük: Çalışmada sorgulananların neredeyse yarısının insan “ırklarının” varlığına inandığı belirlendi. Bazı etnik grupların doğası gereği diğerlerinden “daha çalışkan” (yüzde 33) ve hatta “daha iyi” (yüzde 27) olduğu fikri gibi, ırksal klişeler de yabana atılacak gibi değil.
Araştırma sonucuna göre ırkçılığa karşı mücadeleye katılma isteği oldukça yüksek. Birçok insanın potansiyel olarak imza toplamaya, gösteri yapmaya veya ırkçılık karşıtı kuruluşlara para bağışlamaya istekli olduğu belirlendi. Sadece yaklaşık yüzde 12'si bu konuda hiçbir şey yapmak istemediğini beyan etti.
Almanya Aile, Yaşlılar, Kadınlar ve Gençlik Bakanı Lisa Paus, “Halle ve Hanau’da düzenlenen saldırılar, Almanya’da ırkçılığın insanları yaşamlarından ettiğini göstermiştir. Caddede, okullarda, iş yerinde, her yerde ırkçılık yaşanıyor. İnsanlar, yaşanan ırkçılığa tepki gösteriyor” dedi. Paus, ırkçılığa ve aşırı sağa karşı mücadelede herkesin yer almasını istedi.