Peki neden?
Mecklenburg-Vorpommern'de yabancı düşmanı, ırkçı parti AfD'nin seçim kampanyası yalnızca göç ve güvenlik üzerine kurulmadı.
Parti; göçün sınırlandırılması ve güvenliğin artırılmasının yanı sıra bürokrasinin azaltılması, ekonominin güçlendirilmesi, eğitim, sağlık ve bakım hizmetlerinin iyileştirilmesi gibi sosyal ve ekonomik vaatleri de öne çıkardı.
Bu önemli bir ayrıntı.
Çünkü yabancı düşmanı parti AfD'nin yükselişini yalnızca göç ve güvenlik başlıklarıyla açıklamak, seçim programının tamamını görmezden gelmek anlamına gelebilir.
Nitekim seçim sonrası yapılan araştırmada AfD'nin özellikle suçla mücadele ve iltica-mülteci politikalarında güçlü görüldüğü ortaya çıktı. Ancak sosyal adalet, eğitim, istihdam ve ekonomi gibi birçok alanda seçmenlerin hâlâ SPD'ye daha fazla güvendiği görüldü.
Yani sandıktaki sonuç, tek bir sorunun cevabı değil.
AfD birinci parti oldu ama seçmenlerin önemli bir bölümü, eyaletin temel sorunlarını çözme konusunda hâlâ SPD'yi daha yetkin görüyor.
Berlin'de ise farklı bir tablo ortaya çıktı.
Burada seçmen yüzde 25,7 oyla Die Linke'yi birinci parti yaptı. Üstelik parti, 2023'te aldığı yüzde 12,2'lik oy oranını iki katından fazla artırdı. (tagesschau.de)
Die Linke'nin seçim kampanyasının merkezinde ise göç ya da güvenlik değil, konut ve kira sorunu vardı.
Parti; kiraların sınırlandırılmasını, büyük konut şirketlerinin kamulaştırılmasını, daha fazla kamu konutu yapılmasını, toplu taşımanın ucuzlatılmasını ve sosyal hizmetlerin güçlendirilmesini savundu.
Başka bir ifadeyle Berlin'de Die Linke seçmene şunu söyledi:
“Berlin'de yaşamak giderek pahalılaşıyor. Özellikle konut sorununa ve hayat pahalılığına müdahale edilmesi gerekiyor.”
Bu mesaj sandıkta güçlü bir karşılık buldu.
Peki bütün bunlar bize ne söylüyor?
Mecklenburg-Vorpommern'de seçmen AfD'ye yöneldi.
Berlin'de ise Die Linke'yi birinci parti yaptı.
Biri ırkçı, kimilerine göre faşist bir parti, diğeri eski SPD olarak tanımlanıyor.
Ama iki seçim sonucunun altında ortak bir soru da bulunuyor:
İnsanlar günlük hayatlarındaki sorunlara kimlerin çözüm getireceğine inanıyor
Bir tarafta göç, güvenlik, ekonomik sorunlar ve bürokrasi öne çıkıyor.
Diğer tarafta kira, konut, hayat pahalılığı, ulaşım ve kamu hizmetleri.
Dolayısıyla bu iki seçim bize yalnızca Almanya'nın sağa ya da sola kaydığını söylemiyor.
Belki de daha önemli bir şey söylüyor:
Seçmenin beklentileri bulunduğu yere, yaşadığı sorunlara ve önceliklerine göre değişiyor.
Mecklenburg-Vorpommern'de değişim arayışının adresi yanacı düşmanı, ırkçı parti AfD olurken, Berlin'de değişim arayışının adresi Die Linke oldu.
Şimdi asıl sınav ise sandıktan sonra başlıyor.
Sandıkta verilen sözler, hayatın içinde gerçekten karşılık bulacak mı?
(Tagesschau/RK)