Uzun süredir gündemde olan suçlamaların kapsamının genişlediği, 100’den fazla mahkûmun bu uygulamalardan etkilendiği bildirildi. Olaylarla bağlantılı olarak cezaevinde görev yapan 13 personel hakkında dava açıldı.
Bayerischer Rundfunk ile ARD’nin “Kontraste” programının ortak araştırmasına göre, mahkûmlar sistematik şekilde aşağılandı ve fiziksel şiddete maruz bırakıldı. Eski tutuklular, cezaevi personelinin uyguladığı şiddetin kemik kırıklarına kadar vardığını, bazı olayların sağlık kayıtlarında da yer aldığını anlattı.
Araştırmalarda ortaya çıkan mesajlaşma kayıtları ise iddiaların boyutunu daha da ağırlaştırdı. Soruşturma makamlarının cezaevi görevlilerine ait olduğunu değerlendirdiği yazışmalarda, yaşanan şiddet olaylarının ardından “Harika bir gündü” gibi ifadelerin kullanıldığı görüldü. Bir başka mesajda ise bir mahkûmun “mahvedildiği” ifade edildi.
Mağdurlardan eski mahkûm Milan G., yaşadıklarını anlatırken “Şok içindeyim. En kötüsü de başta bize hiç inanılmamasıydı” dedi. İddiaların merkezinde ise “özel hücreler” bulunuyor.
Savcılığa göre yaklaşık 100 mahkûm bu hücrelerde hukuka aykırı şekilde tutuldu. Mahkûmların günlerce, hatta iki haftaya kadar yerde yatmak zorunda bırakıldığı, çoğu zaman yatak ve battaniye verilmediği, bazı durumlarda ise tamamen çıplak halde tutuldukları belirtildi.
Eski bir cezaevi doktoru, uygulamaların mahkûmlar üzerinde ağır psikolojik etkiler yarattığını ifade ederek, “Bu insanları yıkıyor. Karşımda ağlayan, perişan halde yetişkin adamlar gördüm” dedi.
Eski Federal Adalet Bakanı Sabine Leutheusser-Schnarrenberger ise iddiaların doğrulanması halinde bunun Almanya tarihindeki en büyük cezaevi skandallarından biri olacağını söyledi. Leutheusser-Schnarrenberger, “Ortaya çıkan tablo korkunç. Bu, Federal Almanya Cumhuriyeti tarihindeki en büyük cezaevi skandalı olabilir” ifadelerini kullandı.
Soruşturma sürerken, yetkililer tüm sanıklar için masumiyet karinesinin geçerli olduğunu vurguladı.