Amnesty International, Pike’ın ağır istismar, ihmal, ruhsal rahatsızlıklar ve doğuştan gelen beyin hasarıyla büyüdüğüne dikkat çekiyor. Bu koşulların yargılama sürecinde büyük ölçüde göz ardı edildiğini belirtiyor.
Bu vaka aynı zamanda daha büyük bir soruyu gündeme getiriyor: Bir insanın hayatı, devlet tarafından sona erdirilebilecek bir cezaya nasıl dönüşebilir?
1977’de yalnızca 16 ülke idam cezasını kaldırmıştı. Bugün bu sayı 113’e ulaştı. Yani değişim mümkün.
Ancak hâlâ insanlar idam ediliyor. Bir idam vakası gündeme geldiğinde insanlar harekete geçiyor, seslerini yükseltiyor, bazen infazın durdurulmasını sağlıyor. Sonra bir sonraki idam vakasına kadar yeniden sessizliğe dönülüyor.
Oysa mesele yalnızca bir sonraki infazı durdurmak değil. İdam cezasının kendisini tamamen ortadan kaldırmak.
Çünkü her infaz, geri dönüşü olmayan bir karar. Bir insanın hayatı söz konusu olduğunda hata payı yok.
Amnesty bu nedenle yalnızca tek tek vakalara müdahale etmiyor; idam cezasının tamamen kaldırılması için mücadele ediyor. Vakaları araştırıyor, hak ihlallerini belgeliyor, kamuoyunu harekete geçiriyor ve insanların seslerini bir araya getiriyor.
Çünkü amaç, bir sonraki infaz için yeniden zamanla yarışmak değil.
Amaç, bir sonraki infazın hiç yaşanmayacağı bir dünya yaratmak.