Almanya Başbakanı Friedrich Merz de 20 Ekim'de, İş Gücü Anlaşması'nın 65. yıl dönümü dolayısıyla düzenlenen törende Türk işçilerinin ülkenin refahına katkısını övdü. Merz, Türk işçilerinin Almanya'nın sanayisinin gelişmesine ve bugünkü refahının oluşmasına önemli katkıda bulunduğunu söyledi.
Bu açıklamalar Türkiye basınında da geniş yer buldu. Yeni Akit, “Almanya'dan Türkiye itirafı: Bizi zenginleştirdi” başlığını kullanırken, Star gazetesi “Merz: Türkler ekonomik açıdan ülkemizi zenginleştirdi” diye yazdı. Gazete Oksijen ise haberi “Merz: Türkiye'den gelen göç Almanya'yı zenginleştirdi” başlığıyla duyurdu.
Peki, Almanya'yı zenginleştirdiği söylenen bu işçiler bugün nasıl bir yaşam sürüyor?
Duisburg-Essen Üniversitesi'nden Türkiye uzmanı Prof. Hacı Halil Uslucan'a göre, göçmenler arasında yaşlılık yoksulluğu yüzde 25 ile 30 arasında. Alman nüfusunda ise bu oran yüzde 12 ile 14 düzeyinde.
Uslucan, bunun nedenleri arasında ağır ve bedensel güç gerektiren işlerde çalışmayı, sağlık sorunları nedeniyle erken emekli olmayı, çalışma hayatındaki kesintileri ve düşük ücretleri gösteriyor.
Sosyal bilimci Eric Seils'e göre, göçmenlerin Almanya'ya daha ileri yaşlarda gelmesi, düşük ücretlerle çalışması ve eğitim düzeylerinin daha düşük olması emekli maaşlarını olumsuz etkiliyor.
Özellikle göçmen kadınların durumu daha ağır. Araştırmacı Janina Söhn, tek başına yaşayan göçmen kadınların yaşlılık yoksulluğundan daha fazla etkilendiğine dikkat çekiyor. İlk kuşak kadınlar da çoğu zaman ağır işlerde çalıştı, ancak mesleklerinde ilerleme ve daha iyi ücret alma fırsatlarından yeterince yararlanamadı.
Almanya'nın ekonomik büyümesine ve refahına katkıda bulunan ilk kuşak işçiler, bugün yaşamlarının son döneminde geçim mücadelesi veriyor. Yıllarca fabrikalarda, madenlerde ve hizmet sektöründe çalışan bu insanların hikâyesi, yalnızca bir göç tarihi değil; aynı zamanda emeğin karşılığının nasıl ödendiğinin de hikâyesi.