Almanya'da yapılan kapsamlı bir araştırma, toplumda ırkçı önyargıların sanılandan çok daha derin ve yaygın olduğunu ortaya koydu. Entegrasyon ve Göç Araştırmaları Merkezi'nin (DeZIM) açıkladığı "Ulusal Ayrımcılık ve Irkçılık İzleme Raporu"na göre, her üç Alman vatandaşından ikisi, bazı kültürlerin diğerlerinden "üstün ve daha gelişmiş" olduğuna inanıyor.
Araştırma, Ekim 2025 - Ocak 2026 tarihleri arasında 8.200 insanın katılımıyla gerçekleştirildi. Çarpıcı sonuçlara göre, katılımcıların yüzde 48'i bazı etnik grupların "doğuştan daha çalışkan" olduğu görüşünde. Verileri "çok pekişmiş ırkçı tutumlar" olarak yorumlayan DeZIM Direktörü Prof. Frank Kalter, siyaseti de "konuyu görmezden gelmekle" suçladı.
Araştırmanın dikkat çeken bir diğer bulgusu ise Müslüman toplumunun hükümete olan güvenindeki sert düşüş oldu. 2022'de yüzde 58 olan güven oranı, 2026'da yüzde 31'e kadar geriledi. Koordinatör Tae Jun Kim, bu durumun "toplumsal uyumu tehdit ettiği" uyarısında bulundu. Rapora göre, özellikle siyahiler, Asyalılar ve Müslümanlar ayrımcılığa maruz kalıyor. Günlük yaşamdaki "kibar" ayrımcılık ve dışlayıcı tavırların oranı ise oldukça yüksek.
Hükümetin Ayrımcılıkla Mücadele Sorumlusu Ferda Ataman, raporun sunumunda hükümete açık çağrıda bulundu. Ataman, "Irkçılık ve ayrımcılık, onları görmezden gelerek yok olmaz. Hükümetin bu konuda net bir duruş sergilemesi ve sorunu kökünden ele alması şart" dedi. Ancak bu net tutumun nasıl olması gerektiğine dair bir açıklama yapmadı. Araştırmacılar, ırkçılığın artık marjinal bir grup sorunu olmadığını, toplumun tüm kesimlerine nüfuz etmiş sistemli bir mesele olduğunu vurguluyor.
Uzmanlara göre rapor, yalnızca mevcut durumu gözler önüne sermekle kalmıyor, aynı zamanda Almanya’da toplumsal uyumun geleceği açısından da ciddi bir uyarı niteliği taşıyor.