Almanya’da temel gıda alışverişi son yıllarda belirgin biçimde pahalandı. Berlin’de bir litre süt, bir paket tost ve birkaç elmanın fiyatı altı yıl önce 3,27 euro iken bugün 4,37 euroya çıkmış durumda. Hükümet, 2020–2025 arasında gıda ve alkolsüz içecek fiyatlarının yüzde 36,3 arttığını kabul ediyor. Aynı dönemde ücretler yalnızca yüzde 17,5 yükseldi.
Sol Parti’nin verdiği soru önergesine yanıt veren hükümet, “shrinkflation” (aynı fiyata daha az ürün) ve “skimpflation” (aynı fiyata daha düşük kalite) konusunda somut veri bulunmadığını belirtti. Ancak koalisyonun vaat ettiği “gizli zamların şeffaflaştırılması” ise hâlâ hayata geçirilmedi.
Hükümet, gıda fiyatlarındaki artışın AB ortalamasından yüksek olmasını “farklı tüketici tercihleri ve gelir düzeyleri” ile açıklıyor; somut bir fiyat kontrolü veya düzenleme planı sunmuyor. Hükümet, bu duruma müdahale etmemesini ise rekabetin “merkezî rol” oynadığı gerekçesiyle savunuyor ve ek bir düzenlemeye ihtiyaç olmadığını öne sürüyor.
Junge Welt’in haberine göre, Almanya’da gıda perakendesinin yüzde 85’i dört dev zincirin — Aldi, Edeka, Schwarz Grubu (Lidl/Kaufland) ve Rewe — kontrolünde. Buna rağmen hükümet, oligopolü sınırlamayı veya Kartel Dairesi’nin yetkilerini artırmayı düşünmüyor.
Bu politikanın bedelini ise üreticiler ödüyor. Birçok çiftçi ürünlerini maliyetinin altında satmak zorunda kalıyor. Hükümet, İspanya’da olduğu gibi üretim maliyetinin altında alım yapılmasını yasaklamayı ise reddediyor.
Sol Parti milletvekili Ina Latendorf, tepkisini “Tüketici fiyatları artıyor ama üreticiye hiçbir şey yansımıyor; hükümet dört dev marketin gücüne dokunmaktan kaçınıyor” diyerek gösterdi.
Perakende sektörü ise iddiaları reddediyor.
