Araştırmaya göre, her bir Bundestag Finans Komitesi üyesine ondan fazla finans sektörü lobicisi düşüyor. Özellikle Alman Sigorta Dernekleri Birliği (GDV), politikacıları etkilemek için yılda 15 milyon eurodan fazla harcama yapıyor. Karşılaştırma için otomotiv endüstrisi 9,9 milyon euroyla ikinci sırada yer alıyor.
Finans lobisi yalnızca sigorta şirketlerini değil, bankaları, fon şirketlerini, finans hizmet sağlayıcılarını ve bunların çatı örgütlerini de kapsıyor. Lobi faaliyetlerinde ayrıca ajanslar, hukuk büroları ve büyük denetim şirketleri rol alıyor. Sivil toplum örgütleri ve yasa gereği faaliyet gösteren sağlık sigortaları ise bu kapsamın dışında.
Araştırmada, finans lobisinin toplumsal etki ve kaynak açısından sivil toplum kuruluşlarına kıyasla ciddi bir dengesizlik içinde olduğu vurgulanıyor. Örneğin, kalan borç sigortaları tartışmalarında, üç sivil toplum kuruluşuna karşı 25 banka ve sigorta şirketi politikayı değiştirmeye çalıştı. Ancak bu özel durumda Bundestag ve hükümet, tüketici korumasını henüz gevşetmedi. Öte yandan, AB çapında tartışılan tedarik zinciri yönergesinde finans lobisi etkisini artırarak insan ve çevre koruma standartlarının gerilemesine yol açtı.
Lobi sicili, daha önce kamuoyundan gizli kalan lobicilik faaliyetlerini görünür kılıyor. Sicilin amacı, finans lobisinin argümanlarını bilmek ve bunlara karşı önlem almak; ayrıca, bu sayede lobiciliğin gizli yollarla etkisini azaltmak. Yine de, uzmanlara göre şeffaflık tek başına sektörel dengesizlikleri ortadan kaldırmıyor.
İnisiyatif, sicilin daha etkili olabilmesi için kayıt yükümlülüğüne uymayanlara verilecek cezaların caydırıcı seviyeye yükseltilmesi ve bakanlar ile bakanlık üst yönetimiyle yapılan lobi görüşmelerinin kamuoyuna açıklanması gerektiğini öneriyor. Ancak tüm önlemlere rağmen finans lobisinin gücü ve etkisi hâlâ çok yüksek.