2026’nın ilk çeyreğinde Almanya, İtalya, İspanya, Fransa ve İngiltere arasında en istikrarlı tüketim pazarı olarak öne çıkarken, ekonomik iyimserlik düşük seviyede kaldı. Araştırmaya göre Almanların yalnızca yüzde 21’i ekonomiye dair olumlu beklenti taşıyor.
Katılımcıların yüzde 40’ı enflasyon ve ekonomik belirsizliği en büyük sorun olarak gösterirken, birçok tüketici zorunlu olmayan harcamalarını kısıyor. Özellikle mobilya ve aksesuar gibi alanlarda harcama azaltılırken, seyahat harcamalarında artış eğilimi dikkat çekiyor.
Öte yandan veriler, Almanya’da hanehalkı durumunun giderek zorlaştığını gösteriyor. 2018-2023 arasında özel tüketim yüzde 6 azalırken, yaklaşık 10 milyon hanenin aylık geliri 2.000 euronun altında kaldı. Bu hanelerin önemli bir kısmı, harcamalarını karşılamak için borçlanmak ya da birikimlerini kullanmak zorunda kalıyor.
Araştırmaya göre zorunlu olmayan tüketim harcamaları da son yıllarda ciddi şekilde geriledi. Artan yaşam maliyetleri ve gelir artışının yetersiz kalması, birçok hane için büyük harcamaları neredeyse imkânsız hale getiriyor.
Uzmanlar, enflasyon, küresel krizler ve iş kaybı endişesinin tüketici güvenini baskılamaya devam ettiğini vurgularken, önümüzdeki dönemde harcamalarda temkinli seyrin süreceği öngörülüyor.