Reform paketine yönelik medya desteği de gecikmedi. Süddeutsche Zeitung’un Berlin bürosundan Roland Preuß, hazırlanan düzenlemeyi “uzun yıllardır görülen en iyi emeklilik reformu” olarak nitelendirerek olumlu bir değerlendirme yaptı.
Bu sırada iş dünyası temsilcileri de Emeklilik Komisyonu’nun önerilerine büyük ölçüde destek veriyor. Alman Sanayi ve Ticaret Odaları Birliği (DIHK) ile Alman Sanayi Birliği (BDI), reform paketini sistemin geleceği açısından önemli bir adım olarak görüyor. Özellikle sermaye temelli emeklilik modelinin genişletilmesi ve hisse senedi piyasalarına yatırım yapacak bir devlet fonu kurulması, şirket çevrelerinde memnuniyetle karşılandı.
Ancak eleştiriler de bir o kadar güçlü. Sosyal kuruluşlar, komisyonun sunduğu 33 önerinin yaşlılıkta yoksulluk sorununa çözüm üretmekten uzak olduğunu savunuyor. Paritätischer Gesamtverband Başkanı Joachim Rock, Almanya’da her beş kişiden birinin yaşlılık yoksulluğu riski altında olduğunu hatırlatarak, temel emeklilik alanlar ve malulen emekli olanlar için kayda değer bir iyileştirme öngörülmediğini belirtti.
Rock’a göre, planlanan konut yardımı kesintileriyle birlikte düşünüldüğünde reformlar, yoksulluğu azaltmak yerine daha da derinleştirme riski taşıyor. Sermaye temelli modele karşı çıkan Rock, emeklilik güvencesinin finans piyasalarındaki dalgalanmalara bağımlı hale getirildiğini vurguladı. İsveç örneğine dikkat çekerek, fonların yüksek kira gelirleri elde eden gayrimenkul şirketlerine yönlendirilmesi durumunda sigortalıların birikimlerinin temel yaşam ihtiyaçları üzerinden yürütülen spekülasyonları finanse etmiş olacağını söyledi.
Tüm bu gelişmeler, emeklilik reformu tartışmasını yalnızca sistemin mali sürdürülebilirliği ekseninden çıkarıp, reformun yükünün kimler tarafından taşınacağı ve sosyal adalet ilkesine ne ölçüde uyduğu sorularına da odaklıyor. İş dünyası sermaye piyasalarına dayalı modeli desteklerken, sosyal kuruluşlar yaşlılık yoksulluğuna karşı daha güçlü güvenceler talep ediyor.
Almanya’da tüm çalışanlar içinde memurların oranı yalnızca yüzde 4,4. Ancak Federal Meclis’te bu oran yüzde 28’e çıkıyor. Bu durum, reformun kimleri etkilediği ve kimlerin karar verdiği sorusunu daha da çarpıcı hale getiriyor.