Ancak taslak sadece işverenlerin taleplerini değil, çalışanların hakları ve çalışma koşulları üzerindeki olası etkileri nedeniyle de tartışma yaratıyor.
Çalışma saatlerinin yeniden düzenlenmesine yönelik hazırlanan yasa taslağı, günlük 8 saatlik çalışma sınırının geleceği konusunda yeni bir tartışma başlattı. Sosyal Demokrat Partili Çalışma Bakanı Bärbel Bas tarafından hazırlanan taslağa göre, mevcut günlük sınır yerine haftalık çalışma süresine dayalı daha esnek bir model uygulanabilecek.
Bu düzenleme hayata geçerse, işletmeler belirli dönemlerde çalışanlarını haftada altı gün ve günde 10 saate kadar çalıştırabilecek. Fazla çalışma sürelerinin ise ilerleyen aylarda izin veya serbest zaman verilerek dengelenmesi öngörülüyor.
Ancak taslağın, işverenlerin beklentilerini de tam olarak karşılamadığı görülüyor. Alman İşverenler Birliği BDA, önerilen düzenlemenin dijitalleşen çalışma hayatının ihtiyaçlarına yeterince cevap vermediğini savunuyor. İşverenler ayrıca çalışma saatlerindeki esnekliğin toplu sözleşmelere bağlanmasına ve elektronik çalışma saati kayıt zorunluluğuna da itiraz ediyor.
Çalışma saatleri reformu henüz kesinleşmiş değil. Düzenleme, koalisyon hükümetinin üzerinde uzlaşmaya çalıştığı daha kapsamlı bir reform paketinin parçası olarak değerlendiriliyor ve emeklilik reformuyla da bağlantılı görülüyor.
Öte yandan tartışmaların büyük ölçüde hükümet ve işveren çevreleri arasında yürütülmesi dikkat çekiyor. Çalışanların günlük yaşamını doğrudan etkileyecek böylesine önemli bir konuda sendikaların ve emek örgütlerinin kamuoyundaki görünürlüğünün sınırlı kalması ise eleştirilere neden oluyor. Çalışma sürelerinin nasıl ve hangi koşullarda esnetileceği konuşulurken, çalışanların sağlık, yaşam kalitesi ve dinlenme haklarının ne ölçüde korunacağı sorusu şimdiden gündemdeki yerini almış durumda.