RBB24 online kanalında yer alan habere göre, İstihdam Araştırmaları Enstitüsü (İAB) tahminlerine göre, Almanya’da iş gücü potansiyeli 2020-2035 yılları arasında muhtemelen 7.2 milyon azalacak. Bu da iş gücü piyasasında yüzde 15’ten fazla bir düşüş anlamına geliyor.
‘YILDA 400.000 KİŞİYE İHTİYAÇ VAR’
Son 50 yıldır Almanya’da ölen insan sayısının doğan insan sayısından daha fazla olduğuna dikkat çekilen haberde, uzmanların bu açığı kapatmak için önerilerine yer verildi. Federal İmar, Kentsel İşler ve Mekansal Gelişim Araştırma Enstitüsü (BBSR) Başkanı Markus Eltges, “Almanya, nüfus rakamlarını aşağı yukarı sabit tutmak istiyorsa, bu ancak dışarıdan göç alarak sağlanabilir” dedi. Eltges, kalifiye işçi açığını çözmeye yönelik temel yaklaşımın göç olduğunu ifade etti.
İş Piyasası ve Meslek Araştırmaları enstitüsünden Holger Seibert ise RBB’ye yaptığı açıklamada, “Almanya’nın yılda 400.000 kişilik net göçe ihtiyacı var” dedi. Seibert, ancak o zaman toplam istihdamın korunabileceğini ve az doğum kaynaklı boşluğun doldurulabileceğini söyledi.
Ancak bunun başarılı olup olmayacağı oldukça şaibeli. Çünkü bakım sektöründe olduğu gibi göçmenlerin bugüne kadar geldikleri ülkeler de şimdi Almanya'dakine benzer demografik zorluklarla mücadele ediyor. Uzmanlara artık kendi ülkelerinde ihtiyaç duyuluyor. Yüksek nitelikli insanları çekebilme mücadelesinde Almanya zaten diğer zengin ülkelerle rekabet halinde: İnsanların Almanya’da işçi olarak kalıcı bir yer edinebilmesi için yerleşmesi, dil öğrenmesi, buradaki yaşamı öğrenmesi gerekiyor. Bir de ırkçılığa, yabancı düşmanlığına karşı mücadele etmesi gerekiyor.
AB Nitelikli İşçi Göç Yasası: Neredeyse hiçbir etkisi yok
Haberde Almanya’ya gelecek kalifiye göçü caydıran engellere de dikkat çekildi. Entegrasyon sorununun yanı sıra, başka yerlerde de bir gelecek hayal edebilen birçok kişiyi caydıran bir engel var: . Alman iş gücü piyasasının sadece diploma ve sertifikalara odaklandığı vurgulandı. Göçmenlerin diplomalarının ise Almanya’da tanınmasının genellikle zor olduğu ifade edildi. Bu noktada adım atılması gerektiğini ifade eden Holger Seibert, “İşte tam da bu noktada bir şeyler yapılabilir. İşverenler için hangi sertifikaların Alman yeterlilikleriyle karşılaştırılabilir olduğu ve nasıl karşılaştırılacağı daha açık hale getirilmelidir” dedi.