BERLİN/MECKLENBURG-VORPOMMERN – Almanya, 20 Eylül 2026’da Berlin ve Mecklenburg-Vorpommern’da yapılacak eyalet parlamentosu seçimlerine hazırlanıyor. İki eyaletteki seçimler, yalnızca partiler arasındaki oy yarışını değil, aynı zamanda seçmenlerin sosyal ve ekonomik sorunlara ilişkin beklentilerini ve siyasete duyulan güveni de gündeme taşıyor.
Başkent Berlin’de seçim öncesinin en önemli sorunlarından biri konut sıkıntısı ve hızla yükselen kiralar. Konut bulmanın giderek zorlaşması ve yüksek kiralar özellikle gençler açısından Berlin’de yaşamayı güçleştiriyor. Eğitim alanındaki personel açığı, kamu hizmetlerindeki aksaklıklar ve bürokratik işlemlerde yaşanan sorunlar da kentteki tartışmaların başında geliyor. Kamu alanlarının temizliği ve kent yönetiminin işleyişine yönelik eleştiriler de siyasi tartışmayı etkiliyor.
Başkentte siyasi tabloyu değiştirebilecek bir başka gelişme ise mevcut Berlin Eyalet Başbakanı Kai Wegner’in CDU’nun yeniden adaylık yarışından çekilmesi. Böylece seçim sonrasında Berlin’in yeni bir yönetimle karşı karşıya kalacağı kesinleşmiş durumda. Ayrıca 16 ve 17 yaşındaki gençlerin ilk kez eyalet seçimlerinde oy kullanacak olması, seçimin dikkat çeken unsurlarından biri.
Son kamuoyu araştırmalarında ise partiler arasındaki yarışın oldukça yakın olduğu görülüyor. Tagesspiegel’in aktardığı son ölçümde Die Linke yüzde 21, CDU yüzde 19, AfD yüzde 18, Yeşiller yüzde 17 ve SPD yüzde 12 seviyesinde. BSW ise barajın altında kalıyor.
Mecklenburg-Vorpommern’da ise seçim gündeminin merkezinde hayat pahalılığı, konut sorunu, iş ve ekonomik gelecek kaygısı bulunuyor. 20 Eylül’de sandık başına gidecek seçmenler, son yıllarda değişen siyasi dengelerin yanı sıra ekonomik ve sosyal sorunlara ilişkin beklentilerini de ortaya koyacak.
Son anketlerde AfD yüzde 37-38, SPD ise yüzde 33-34 civarında ölçülüyor. Bu tablo, 2021 seçimleriyle karşılaştırıldığında dikkat çekici bir değişime işaret ediyor. SPD 2021’de yüzde 39,6 oy alırken AfD yüzde 16,7’de kalmıştı.
CDU’nun Mecklenburg-Vorpommern’daki desteğinin anketlerde yaklaşık yüzde 7’ye kadar gerilemesi de seçim öncesindeki önemli gelişmelerden biri. Eyaletteki sonuçlar, federal hükümet açısından da yakından izlenecek.
Ancak seçim kampanyasının arkasındaki temel tartışmalardan biri parti oranlarından daha geniş bir soruna işaret ediyor: İnsanların ekonomik güvenliği azalırken siyasete ve siyasi partilere duyulan güven neden zayıflıyor?
Almanya’da hükümet tarafından ekonomik durumdaki iyileşmeye ilişkin açıklamalar yapılmasına rağmen, sosyal sorunların gündelik yaşam üzerindeki etkisi devam ediyor. Yaklaşık 1,5 milyon insanın temel gıda ihtiyacını karşılamak için Tafeln’e başvurması, hayat pahalılığının toplumun önemli bir kesimi üzerindeki baskısını gösteren gelişmelerden biri. Artan enerji, ulaşım ve işletme giderleri ise gıda desteği sağlayan kuruluşların kendisini de zorluyor.
Bu nedenle Berlin ve Mecklenburg-Vorpommern seçimlerinde konut, kira, hayat pahalılığı, eğitim, kamu hizmetleri ve ekonomik gelecek gibi başlıklar, yalnızca yerel sorunlar olarak değil, Almanya’daki daha geniş sosyal ve siyasi güven tartışmasının parçaları olarak öne çıkıyor.
20 Eylül’de sandıktan çıkacak sonuçlar, iki eyaletteki siyasi dengelerin yanı sıra seçmenlerin bu sorunlara ve mevcut siyasi düzene ilişkin mesajlarını da ortaya koyacak.