AfD’li Tobias Rausch’ın Landtag Başkanlığı: Almanya’da siyasi tartışmaları alevlendirdi

|   Politika

Saksonya-Anhalt’ta AfD’li Tobias Rausch’un eyalet parlamentosu başkanlığına seçilmesi, Almanya’da AfD’nin siyasi sistem içindeki konumuna ilişkin tartışmaları yeniden alevlendirdi. Bir yorum yazısına göre bu gelişme, yalnızca bir parlamento başkanlığı seçimi değil; Almanya’nın son yıllarda yaşadığı siyasi, ekonomik ve toplumsal dönüşümün iç politikadaki yeni bir yansıması.

Tobias Rausch’un Saksonya-Anhalt Eyalet Meclisi Başkanı seçilmesi, Almanya’nın iç siyasetinde siyasi sınırların değiştiğine ilişkin tartışmaları güçlendirdi.

Junge Welt’e göre bazı yorumcular, Almanya’nın dış politikadaki dönüşümünün çok daha önce başladığını savunuyor. Bu değerlendirmelerde özellikle 1991 yılında ABD öncülüğündeki Irak Savaşı’nın finansmanına Almanya’nın katılması önemli bir dönüm noktası olarak gösteriliyor.

Yorumlara göre, Almanya’nın birleşmesinin ardından oluşan ve “Alman topraklarından bir daha savaş çıkmaması” anlayışını öne çıkaran siyasi çizgi, sonraki yıllarda SPD, CDU/CSU, Yeşiller ve FDP tarafından giderek aşındırıldı.

Bugün ise bu dönüşümün özellikle Rusya politikası ve hızla artan askeri harcamalar üzerinden devam ettiği ileri sürülüyor.

“Silahlanma ekonomik sorunları çözmüyor”

Yorumun önemli bir bölümü Almanya’nın ekonomi ve savunma politikalarına yönelik eleştirilerden oluşuyor.

Yazara göre hükümetin savunma harcamalarını ekonomik büyümenin motoru hâline getirme yaklaşımı, Almanya’nın ekonomik sorunlarını çözmek yerine yeni sorunlar yaratıyor. Artan askeri harcamaların sosyal harcamalar ve kamu yatırımları üzerinde baskı oluşturabileceği savunuluyor.

Bu değerlendirmede Almanya’nın 1990’lardan bu yana uyguladığı neoliberal politikalar da eleştiriliyor. Doğu Almanya’daki sanayinin büyük ölçüde tasfiye edilmesi, kamu hizmetlerinin küçültülmesi, reel ücretlerin gerilemesi ve düşük ücret sektörünün yaygınlaşması, bu dönemin başlıca sonuçları arasında gösteriliyor.

Yazar, bugün ise neoliberal politikaların yerini giderek “savaş Keynesçiliği” olarak tanımladığı yeni bir modele bıraktığını savunuyor. Buna göre devlet, borçlanarak savunma sanayisine büyük kaynak aktarıyor ve silahlanma ekonomik büyümenin temel araçlarından biri hâline getiriliyor.

Yorumda ayrıca ekonomik kriz ve savaşın yalnızca insanların maddi yaşam koşullarını değil, siyasi düşünce ve toplumsal algıları da değiştirdiği ileri sürülüyor.

AfD’nin yükselişi ve CDU’nun rolü

Tobias Rausch’un seçilmesi, yorumda AfD’nin siyasi sistem içinde giderek daha fazla alan kazanmasının bir göstergesi olarak değerlendiriliyor.

Özellikle CDU’dan gelen oyların Rausch’un seçilmesinde rol oynamış olabileceği yönündeki tartışmalar dikkat çekiyor. Bu durum, Almanya’da uzun süredir tartışılan “Brandmauer”, yani AfD ile diğer partiler arasındaki siyasi mesafe politikasının geleceği açısından önem taşıyor.

Rausch’un seçilmesiyle birlikte AfD’nin yalnızca güçlü bir muhalefet partisi değil, bazı durumlarda diğer partilerin oylarına da ihtiyaç duyulan bir siyasi aktör hâline gelip gelmediği yeniden gündeme geliyor.

Yorum yazısında ise AfD’nin yükselişinin yalnızca seçim sonuçları üzerinden değil, Almanya’daki ekonomik ve sosyal krizlerle birlikte değerlendirilmesi gerektiği savunuluyor.

“Bu henüz bir diktatörlük anlamına gelmiyor”

Yorumun dikkat çekici yanlarından biri, Rausch’un seçilmesini doğrudan Almanya’da bir “faşist diktatörlüğün” kurulması olarak değerlendirmemesi.

Yazara göre bir AfD’li siyasetçinin eyalet parlamentosu başkanı seçilmesi, tek başına demokratik sistemin ortadan kalktığı anlamına gelmiyor. Bu nedenle Rausch’un Hermann Göring ile karşılaştırılması ya da gelişmenin doğrudan “iktidarın ele geçirilmesi” olarak tanımlanması, yorumcu tarafından aşırı ve tarihsel açıdan yanıltıcı bulunuyor.

Ancak yazara göre asıl önemli nokta başka yerde: AfD’nin siyasi sistem içinde kabul gören bir aktör olarak hareket alanının genişlemesi.

Bu açıdan Rausch’un seçilmesi, Almanya’daki siyasi sınırların değişip değişmediği sorusunu gündeme getiriyor.

Asıl mesele siyasi sınırların değişmesi

Yorumun temel tezi, AfD’nin hemen iktidara gelip gelmeyeceğinden çok, Almanya’daki siyasi alanın hangi yönde değiştiği.

Yazara göre ekonomik durgunluk, hayat pahalılığı, sosyal devlet üzerindeki baskı, artan askeri harcamalar ve siyasi kutuplaşma toplumdaki hoşnutsuzluğu büyütüyor. Bu ortamda AfD’nin yükselişi yalnızca göç ya da güvenlik politikaları üzerinden açıklanamaz; ekonomik ve sosyal sorunların da bu gelişmede önemli bir rolü bulunuyor.

CDU gibi geleneksel partilerden AfD’ye yönelik olası destek veya işbirliği ihtimali de bu nedenle önem taşıyor. Çünkü böyle bir gelişme, yıllardır uygulanan siyasi sınırların giderek gevşediği anlamına gelebilir.

Yorumda ayrıca Berlin gibi kentlerde yaşanan siyasi gerilimlerin ve geleneksel partilere yönelik hayal kırıklığının da AfD’nin gelecekte daha üst düzey görevler üstlenmesine zemin hazırlayabileceği savunuluyor.

Sonuç olarak Rausch’un seçilmesi, yalnızca Saksonya-Anhalt Eyalet Meclisi’nde gerçekleşen bir başkanlık seçimi değil. Bu gelişme, Almanya’da AfD’nin siyasi sistem içindeki konumu, CDU ile arasındaki sınırlar, artan silahlanma ve sosyal politikaların geleceği üzerine daha geniş bir tartışmanın yeni başlıklarından biri olarak öne çıkıyor.

Yorumun temel sorusu ise şu: Almanya’da siyasi dengeler gerçekten değişiyor mu, yoksa mevcut krizlerin farklı bir siyasi aktör üzerinden devam ettiğine mi tanık oluyoruz?

 

Geri

 

Card image cap
înfo Magazin
Daha fazlasi için

YouTube
Card image cap
Türk Sanat Müziği
Daha fazlasi için
Card image cap
Mesleğe Adım Adım
Daha fazlasi için
Card image cap
İstekler Programı
Daha fazlasi için
Card image cap
SALI SALI Hakan
Daha fazlasi için