Plan, AB’ye sığınan kişilerin aralarında doğrudan bir bağ bulunmayan üçüncü ülkelere gönderilmesinin de önünü açıyor. Bu uygulama, İngiltere’nin daha önce gündeme getirdiği Ruanda planını hatırlatıyor.
Tasarı, Frontex’in personel sayısının 30 bine çıkarılmasını, yeni teknolojilerden ve yapay zekâ destekli sistemlerden daha fazla yararlanılmasını da öngörüyor. Sınır gözetimi, göçmenlerin takibi ve sınır dışı işlemlerinin dijital sistemlerle yürütülmesi planlanıyor.
İnsan hakları açısından ise ciddi soru işaretleri var. Eleştirmenler,
Brüksel’in Erdoğan, Sisi veya Libya’daki silahlı gruplar gibi otoriter aktörlerle işbirliğini derinleştirdiğine dikkat çekiyor.
Yapay zekâ destekli kararların yaygınlaşması da göç politikalarının şeffaflığı konusunda kaygı yaratıyor. İnsan hakları örgütleri, bu yaklaşımın göç politikalarını şeffaflıktan uzaklaştırdığı ve karar süreçlerini “dijital bir duvarın arkasına” gizlediği uyarısında bulunuyor.