ABD ve İsrail İran’ı bombalamaya devem ediyor

|   Dünya

İran Kızılayı, ABD ve İsrail'in ülke genelinde düzenlediği saldırılarda dini lider Ayetullah Ali Hamaney de dahil olmak üzere en az 555 insanın öldürüldüğünü açıkladı. 

Mehr haber ajansının aktardığı bilgiye göre sadece İran'ın güneyindeki Fars eyaletinde en az 35 insanın öldüğü bildirildi.

Doğu Azerbaycan eyaletinde şu ana kadar 27 sivilin hayatını kaybettiği açıklandı.

Doğu Azerbaycan Eyaleti Afet Yönetimi Genel Müdürü Mecid Ferşi konuya ilişkin bilgi verdi. Ferşi, “Son 2 gün içinde, Tebriz, Serab, Merage ve Şebester ilçelerindeki çeşitli noktalara düzenlenen saldırılarda 27 sivil yaşamını yitirdi” dedi. İranlı yetkili, bunlardan 15'inin dün Merage'ye yapılan saldırıda öldüğünü kaydetti.

İran Eğitim ve Öğretim Bakanlığından yapılan açıklamada ise “Şu ana kadar ABD-İsrail saldırılarında 170 öğrenci ve öğretmen yaşamını yitirdi” bilgisi paylaşıldı.

ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırıları, uluslararası kamuoyunda meşruiyet ve zamanlama tartışmalarını beraberinde getirdi. Saldırıların, nükleer program üzerine yürütülen diplomatik görüşmeler sürerken gerçekleşmesi dikkat çekti.

ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin İran’ın nükleer faaliyetlerini gerekçe gösterdiği saldırının, müzakerelerin ortasında gelmesi eleştirilere neden oldu. Diplomatik süreçte Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı gözetiminde ilerleme sinyalleri verildiği, buna rağmen askeri seçeneğin devreye sokulduğu belirtiliyor.

Uzmanlar, saldırının yalnızca askeri hedeflerle sınırlı kalmayıp rejim değişikliği tartışmalarını da gündeme taşıdığına dikkat çekiyor.

Bölgede gerilimin hızla tırmandığı, İran’ın da ABD ve müttefiklerine ait hedeflere yönelik misilleme kapasitesini devreye soktuğu ifade ediliyor. Çatışmanın bölgesel bir savaşa dönüşme riski uluslararası çevrelerde kaygı yaratıyor.

“Varoluş savaşı!“

Fehim Taştekin saldırıyla ilgili Evrensel gazetesi için yazdığı “Varoluş savaşı!“ başlıklı yorumunda şunlara dikkat çekti: 

“Trump ve Netanyahu, Orta Doğu’da cehennemin kapılarını açtı. Fakat bu kapı arkada müzakere edilerek kapatılabilecek bir kapıya benzemiyor. Bir kafa koparma oyunu sahneleniyor! ABD de çok iyi biliyor ki bu saldırıdan sonuç alamazsa karşısında daha farklı bir İran olacak. İran da çok iyi biliyor ki bu saldırı püskürtülemezse kaostan parçalanmaya uzanan senaryolara yol alacak.”

Almanya’da İran saldırısına siyasi tepkiler

ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırıları sonrası Almanya’da hükümet ve siyasi partilerin tutumu tartışma konusu oldu. Federal hükümet saldırıya açık bir itirazda bulunmazken, bazı partiler çekincelerini dile getirdi. Sadece Sol Parti ve BSW'den eleştiri geldi.

Başbakan Friedrich Merz, İran’ın bölgedeki karşı saldırılarını kınadı. Dışişleri Bakanı Johann Wadephul İran’ın güvenlik tehdidi oluşturduğunu savunurken, Başbakan Yardımcısı Lars Klingbeil de İran’ın misillemelerinin tehlikeli bir tırmanmaya yol açabileceğini söyledi.

İktidar partilerinden SPD ve Bündnis 90/Die Grünen içinde ise daha temkinli açıklamalar geldi. Yeşiller Eş Grup Başkanı Katharina Dröge, operasyon için uluslararası hukuk temelinin bulunmadığını belirterek planın sonuçlarına dair şüphelerini dile getirdi.

Açık ve sert eleştiriler ise Die Linke ve BSW cephesinden geldi. Sol Parti Eş Başkanı Ines Schwerdtner saldırıyı uluslararası hukuka aykırı olarak nitelendirirken, eş başkan Sören Pellmann, ABD ve İsrail'in "Ortadoğu ve ötesi için yıkıcı sonuçlar doğuracak bir savaşın barut fıçısının fitilini ateşlediğini" söyledi. BSW yöneticileri Fabio De Masi ve Michael Lüders ise bunun bölgesel sonuçlarının ağır olacağı uyarısında bulundu. Lüders, sözlerine ABD ve İsrail'in İranlıların "özgürlüğü" ile değil, bölgesel hegemonya ile ilgilendiğini ekledi.

Hükümetin ve ona bağlı basının -yani "Batı"nın- doğru kabul ettiği bakış açısını benimsersek, her türlü geçerli gerekçesi bulunan bir saldırganlık savaşı, elbette bir savaş değildir ve bu nedenle savaş olarak adlandırılmaz. Ve böylece şu tablo ortaya çıkıyor: Şansölye, saldırıya uğrayan ülkeye sessiz kalması çağrısında bulunuyor; CDU/CSU'dan savaş için gerekçeler yağıyor; SPD ve Yeşiller, Trump ve Netanyahu'nun çalışma biçimini eleştiriyor; AfD'nin dış politika sözcüsü, hükümetin "olası mülteci hareketlerinin bölgede kalmasını ve Almanya'ya kontrolsüz göçlere yol açmamasını" sağlamasını talep ediyor.

Geri

 

Card image cap
înfo Magazin
Daha fazlasi için

YouTube
Card image cap
Türk Sanat Müziği
Daha fazlasi için
Card image cap
Mesleğe Adım Adım
Daha fazlasi için
Card image cap
İstekler Programı
Daha fazlasi için
Card image cap
SALI SALI Hakan
Daha fazlasi için